Her gün din-iman!

Başbakan hem "niye bizden şüphe ediyorlar" diye yakınıyor, hem bu şüpheyi sürekli kendisi körüklüyor

Haberin Devamı

Başbakan hem "niye bizden şüphe ediyorlar" diye yakınıyor, hem bu şüpheyi sürekli kendisi körüklüyor.

Başbakan Erdoğan her kürsüde, her medya mülakatında türban, imam hatip ve İslâm konuşuyor.

Her gün din-iman olur mu?

Önceki gece Kanal-D'nin "Teke Tek" programında yine uzun uzun din, türban ve kamusal alan polimiği yaptı.

"Özel sektör ve vakıf üniversitelerinde türban serbest bırakılabilir" dedi. Oysa şu anda buna imkân yok. YÖK Başkanı Prof. Teziç'in de dediği gibi Anayasa'yı değiştirmek gerekiyor.

Bir ara kendini tutamayıp "Bizde ülkenin ileri gelenleri caminin semtine uğramazlar" dedi.

Haksız ve yakışıksız bir "müdahale"dir bu. Laik bir ülkede cami üstünden siyaset yapanlar, kendilerine güven duyulmamasından şikâyet edemezler.

Erdoğan "farklılıkların uyumu" konusundaki özleminin gerçekleşmesini istiyorsa, ülkenin bunca meselesi var, onlarla uğraşsın, dini rahat bıraksın.

Bu ülkede kimse dinden şikâyet etmedi, sadece dinciden rahatsız oldu.

ABD eski Başkanı Reagan'ın cenazesine katılanların katedralde ilâhi okuduğunu, bu yüzden rejimin bir şey kaybetmediğini söyleyen Erdoğan "Bizde ise bu endişe niye, niçin biz rahat olamıyoruz?" diye sordu.

Şundan: Orada siyasetçiler her Allah'ın günü din konuşmuyor. O ülkelerde dini esaslara dayalı devlet düzeni kurmayı düşünenlere deli derler. Bizde öyle mi?

Erdoğan unutmasın ki, demokrasiyi tramvaya benzeten, minareleri süngü, kubbelerini miğfer, müminleri asker gören kendisiydi. Sonra değişti ve bu erdemini halk, onu başbakan yaparak ödüllendirdi.

Ama açılan, cömert bir kredi idi.

Bu krediyi doğru kullandığı takdirde istediği güven desteğini bulacaktır.

Her gün din-iman konuştukça o vade sürekli ertelenecektir.

Kalemize gol attık!
Türkiye AB konusunda bir "final maçı" oynuyor. Tribün desteği müthiş ama takım tekliyor.

Önceki gün Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Başbuğ, eski DEP milletvekillerinin tahliyelerinden sonra düzenledikleri mitinglerde işlenen suçlar konusunda bürokrasiyi hukuki mevzuatı uygulamada eksik kaldığı için eleştirdi.

Hemen ertesi gün Emniyet Genel Müdürü, Zana ve arkadaşları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

Bu, kendi kalemize gol atmaktır!

Suç duyurusu gerekiyor idiyse şimdiye kadar yapılmalıydı. Askerin eleştirisinden sonra harekete geçmek, "Türkiye'de rejim askerin gölgesinde" diyerek AB yolunu tıkamaya çalışan muhaliflerimize koz vermek değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR