Güçlü bir orduya sahip olmayı her devlet ister. Ama bazıları için bu vazgeçilmez ihtiyaç ağırlığı taşır.
YAŞ sürecinde yaşanan olumsuzlukların doğurduğu hassasiyeti bu gerçeğin ışığında değerlendirmek gerekiyor.
TSK’nin omuzlarında bölücü terörle mücadele yükü var. Bölgemizdeki gelişmeler, terörle mücadeleyi yürütürken dış düşmana karşı da hazır olmak gerektiğini ortaya koyuyor.
Son The Economist, askerin siyaset dışında tutulmasının önemli olduğunu ancak zayıf bir ordunun Türkiye’nin ihtiyaçları ve bölgesel hedefleri için iyi olmayabileceğini yazdı. Doğrudur.
İngiliz The Times gazetesi de “Suriye’deki Sünnileri kurtarmaya çalışan Türkiye’nin bölgesel bir savaşa sürüklenebileceği” yorumunu yapmıştı.
Bu öngörü de yerindedir.
Gazete, binlerce Suriyeli Sünni’nin Türkiye’ye sığındığını, Esad rejimine karşı kullandığı dili her gün biraz daha sertleştiren Ankara’nın, kendini her an Şii İran, Hizbullah, Suriyeli ve Lübnanlı Şiilerle karşı karşıya gelmiş bulabileceğini öne sürdü.
Kolayca anlaşılacağı gibi Türk ordusunun en yüksek düzeyde savaşa hazır durumda olmasını gerektirecek şartlar yaşıyoruz.
YAŞ tecrübesi bu amaca hizmet etti mi?
Yoksa yaşanan olaylar TSK’nin disiplin ve itaat geleneğinde gedikler açmış olabilir mi?
Elbette sivil iradenin üstünlüğünü kabul ettirmek demokrasi yolunda kazanımdır. Ama hınç alma arzusundan beslenen acelecilik ağır bir yanlış doğurmuş olabilir.
Şu ortaya çıktı:
TSK’de ilerlemek için astların kendilerini komutanlarına beğendirmeleri artık pek şart değil. İlerlemek için Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın gözüne girmek lâzım!
Bu inancın yerleşmesine fırsat verilmemelidir. Çünkü böyle bir tehlike Türk Ordusu’nun seçkin özelliği olan disiplin ve itaat ayrıcalığının kaybedilmesine yol açar ki çok büyük kayıp olur.
YAŞ operasyonunun kâr zarar hesabı iyi yapılmalıdır.
İktidar, bir ordu için moral gücün top tüfekten daha önemli olduğunu bilerek siyasetini belirlemelidir!
Yakışmadı ustaya!
Başbakan yeni bir ekonomik kriz olursa bu defa teğet bile geçmeyeceğini söylemişti.
Ama kurmayları, dışarıda işlerin bozulacağı ihtimaline karşı tedbirler alınca krizi az kalsın kendi evimizde üretiyorduk.
Yılın ilk iki çeyreğinde yüzde 11,5 ve 7,5 büyüyen ekonomimizde nasıl bir küçülme olacaktı ki bu önlemleri almaya kendimizi mecbur hissettik?
Bu soruya kimse aklı başında bir karşılık veremeyince şöyle bir soru ortaya çıktı:
Merkez Bankası, Başbakan’ın “reel faiz” takıntısını tatmin için mi faizleri düşürme kararı aldı?
“Merkez’in önlemleri amaca hizmet etmeyecek, tersine enflasyonla mücadeleyi yokuşa sürdüğü gibi cari açığı kapatma çabalarında da başarı getirmeyecektir.”
Piyasaların bu tahmini gerçekleşti maalesef. Tersi olsa ne dolar böyle fırlar, ne borsa bu kadar düşerdi.
Amerikan borsaları kayıplarını dün geri alırken bizim İMKB’de düşüşün sürmesi, 9 yıllık iktidara yakışmayan bir acemilik yapıldığını kanıtlıyor.
Sıcak parayı davet amaçlı tedbir, içerideki sıcak parayı ürkütüp kaçırmıştır.
Kaş yaparken göz çıkarılmıştır.
Her an savaşa hazır bir ordu
Haberin Devamı

