Bazı defterlerin açılması kıyamet gününü beklemez. Hrant Dink’in yazdıklarını deştikçe insanın “iyi ki öyle” diyesi geliyor.
Pek çoğumuz onu, içinde “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan” ifadesinin yer aldığı ve yargılandığı yazısı ile tanıdı.
Oysa Dink Türklüğü tahkir ve tezyif suçu işlemediğini, hedefinin dışardaki Ermeniler olduğunu, onları hedef alarak “Türk saplantısı kanınızı zehirliyor” uyarısı yaptığını söylüyordu.
Bu sözlerine inanan oldu, inanmayan oldu. Ama samimi olduğunu kanıtlayan 1 Kasım 2004 tarihli yazısını bulup yeniden okumak, ancak o uğursuz cinayetten sonra aklımıza geldi.
Hrant Dink yazısında, nefrete tapan diaspora Ermenilerine isyan ediyordu:
“Benim geçmiş tarihimin ya da bugünkü sorunlarımın Avrupalar’da, Amerikalar’da sermaye yapılması zoruma gidiyor. Bu öpmelerin ardında bir taciz, bir tecavüz seziyorum. Geleceğimi geçmişimin içinde boğmaya çabalayan emperyalizmin alçak hakemliğini kabul etmiyorum artık.”
Birleşme zamanı
Hrant Dink kendisini ebedi yolculuğuna uğurlayan yığınların sevgisini hak etmiştir.
Son yolculuğunda o, Türk halkını demokrasi idealleri için bir araya getirme görevini de yerine getirdi.
Atatürk’ün birleştiren milliyetçiliği, ırkçı ve bölücü milliyetçiliğe son zamanlarda sürekli mevzi kaybediyor. Ülkenin sorumlu, aydın insanları demokrasi için birleşmek, Türkiye’yi yalnızlığın karanlığına sürüklemek için pusuda bekleyen fesata karşı halkı uyarmak ve ona önderlik etmek zorundadırlar.
Kim yapacak bunu?
Kötülüğün gücüne direnmedikten sonra siyasetçi olmuşsun, yönetici olmuşsun, öğretmen veya yazar, özetle iyi adam olmuşsun kime ne?
Cesaret erdemdir
Hrant Dink, üstlendiği misyonun ceremesini bile bile çekti. Katledilmesinin davet ettiği korkular karşısında halka güven ve inanç vermek, bu ülkenin siyasi liderlerine düşerdi.
Çok yazık ki dört büyük siyasi partinin liderlerini bu önemli göreve koşma yüceliği değil, bedelini ödemekten kaçınma çıkarcılığı bir araya getirdi.
Milliyetçi oyları kaybetmeme kaygısı hepsini o eskimiş, pis sepetin içine koymuştur.
Ne kadar elem verici...
Milliyetçilik, fesat karşısında her düşünceden vatandaşları ortak değerleri savunmak amacında bir araya getirmektir.
Geçici çıkarları bir kenara bırakıp ülkenin ve ulusun bütünlüğünü koruma yürekliliğini gösterebilmektir.
Kanlı tecrübeler bize şunu öğretti:
Korkaklar ve çıkarcılar ne kadar çok olursa zorbalar da o kadar çoğalıyor!
Hepsi aynı!
Bazı defterlerin açılması kıyamet gününü beklemez. Hrant Dink’in yazdıklarını deştikçe insanın “iyi ki öyle” diyesi geliyor
Haberin Devamı

