Hem özgürlük Hem güvenlik

Biz rejimi, devleti tartışıyoruz ama böyle giderse korkarız ki ortada devlet kalmayacak!

Haberin Devamı

Biz rejimi, devleti tartışıyoruz ama böyle giderse korkarız ki ortada devlet kalmayacak!

Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak konusunda gördüğümüz çaresizlikle devlet kavramı bir arada olamaz çünkü.

İş başındaki iktidarı bu konuda en çok ilgilendiren şey, polisteki tarikat örgütlenmesinin nasıl gittiğini izlemektir.

Oysa asayiş Türkiye’nin en önemli sorunu haline gelmiştir. Polis, vatandaşı korumak şöyle dursun kendisini koruyamaz durumlara sürüklenmiştir.

Dünkü VATAN’ın aynı sayfasındaki üç haber, tehlike çanlarını Sağır Sultan’a bile duyuracak önemdeydi:

İstanbul’un Levent semtinde üç polisten oluşan devriyenin bir elemanını, kimlik sorduğu bir şüpheli bıçakla öldürmüştü...

Bir polis Bağcılar semtindeki evine giderken, çakal sürüsünü andıran 15 kişilik bir grubun saldırısına uğramış, silâhını, telefonunu ve parasını kaptırmıştı...

Ankara Emniyeti’nin genç cinayet masası müdür yardımcısı bir operasyonda, yakalamaya çalıştığı zanlı tarafından silâhla vurularak öldürülmüştü.

Nerede devlet adamı?
Yavuz Semerci de dün TMSF Başkanı Ertürk’ün eşinin başından geçenleri yazıyordu:

Bayan Ertürk, kızı ve damadı bir ziyarete giderken Başakşehir’de duruyorlar. Gençler pastacıya girerken yalnız kalan Bayan Ertürk aracın kapılarını içerden kilitleyip bekliyor. O sırada biri camı kırıp içeri giriyor, Bayan Ertürk’ü bağırmaması için tehdit ediyor, kızının çantasını alıp kaçıyor.

Biri teselli ediyor: “İyi ki bağırmadın abla, geçen hafta bir kadını bıçakladılar!”

Haydutlukta ulaşılan cüret, bu tür olayları artık “vaka-i adiye” durumuna getirmiştir.

Türkiye’de siyasetçi çok ama “devlet adamı” maalesef pek bulunmuyor.

Hükümetin asayiş sorunları için özel gündemle toplanacağı haberinin üstünden neredeyse bir yıl geçtiği halde en küçük bir ilerleme göremedik.

Kanunsuz sokaklar
Korkusuz yaşamaya hakkımız var ve kimseden şikâyet, mazeret dinlemek istemiyoruz.

Evet polis sayısı yetersiz. Meselâ Paris’te her 166 kişiye, New York’ta her 181 kişiye bir polis düşerken İstanbul’da 460 kişiye bir polis düşüyor. Üstelik polisin eğitim kalitesi ile yönetilen kentin sakinlerinde mevcut işbirliği geleneğini hesaba kattığınızda fark aleyhimize daha da açılıyor.

AB reformlarının işleri zorlaştırdığı da doğru olabilir. Hakim kararı olmadan polis, bir katili gece gizlendiği evi basıp alamıyor mesela...

Ama ne yapalım; insan muamelesi görmekten vaz mı geçelim?

Devlet halkına hem hak ve özgürlük hem güvenlik vermek zorundadır. İktidar uyanmalıdır. Çünkü olaylarla beraber suçlusu yakalanamayan olay sayısı da kaygı verecek bir tempo ile artıyor.

Haydutlara av sahası olarak sunulan sokakları geri almak için üniformalı polis devriye hizmeti hemen başlatılmalıdır.

“Adam yok” demesin kimse; ehliyet, pasaport, trafik gibi hizmetler polisten alınmalı, polisler polislik yapmalıdır.

Basiretsiz yöneticilerin başarısızlığında üreyip cüretlenen kapkaççı haydutlar yüzünden AB reformlarının getirdiği kazanımları kurban etmeyelim!

DİĞER YENİ YAZILAR