Amerika’nın sağladığı istihbarat desteği sayesinde elde edilen sonuçlar umut veriyor.
Bir yandan da acı duyuyor insan.
İşbirliği bu kadar gecikmeseydi kim bilir kaç genç asker yitirilmeyecek, bugün hayatta olacaklardı.
Ama uluslararası siyasette duygusallığa ve soylu fedakârlıklara yer olmadığını, dünyanın en köklü devlet geleneğine sahip ulusu olarak yeniden öğreniyoruz.
Amerika’nın işgal otoritesi olduğu topraklarda Türkiye’nin canına kastetmiş bir terör örgütünün yıllarca korunmuş olması unutulamaz. Ama o ayıbın yarattığı kırgınlık, geleceğin vaat ettiği fırsatları reddetmemizi de haklı kılmaz.
Türkiye, siyasi iktidarı ile kamuoyu ile başarılı bir oyun oynamıştır.
PKK’yı bölgesel politikaları için koz olarak kullanmaya kalkan Washington yönetimine Türkiye’yi kaybetmekte olduğu mesajı tam zamanında verilmiştir.
Washington ciddi bir yol ayrımına gelmiş olduğuna uyanırken Başbakan Erdoğan’ın Başkan Bush’la 5 Kasım randevusu gerçekleştirilmiştir.
İnancın tazelenmesi
Türk-Amerikan ilişkilerinin beslendiği güven duygusu inceldiği yerden şimdi tekrar güçleniyor. Beyaz Saray buluşmasından bir önemli tespit ve bir işbirliği taahhüdü çıktı.
Washington PKK örgütünü Amerika ile Irak’ın da düşmanı olarak ilân etti ve bu ortak düşmana karşı Türkiye’ye istihbarat desteği sağlayacağı sözünü verdi.
Bu işbirliği ürünlerini vermeye başlamıştır. Beyaz Saray mutabakatı dün Başbakan Erdoğan’ın Başkan Bush’la yaptığı telefon görüşmesinde tazelenmiştir.
Silâhlı Kuvvetler’in bu fırsatı çok iyi değerlendireceğinden emin olabiliriz.
Çünkü askerin performansı, kış bitene kadar bölücü örgütü Kuzey Irak’tan kazıyacağı ümidini veriyor. Yeter ki Türkiye’nin meşru savunma hakkını kullanmakta olduğu konusunda yerleştirilen uluslararası anlayış devam ettirilebilsin.
PKK terörü daha önce de yok oluşun eşiğine geldiği halde yeniden hortladı.
Çünkü askeri başarı tamamlayıcı tedbirlerle desteklenmedi.
Hükümetin tasarladığı sivil önlemleri bu bakımdan önemsiyoruz.
Başarının öbür yarısı
Bu hafta MGK’da ele alınacak tedbirler arasında dağdakileri inip teslim olmaya özendirecek yasal düzenlemeler var.
Bir yandan da altyapı, sağlık ve eğitim hizmetlerini etkinleştirecek, bölgenin ekonomik kalkınmasına ve istihdam olanaklarına katkıda bulunacak yatırımlar terörle mücadele paketinin önemli ayakları olarak planlanıyor.
Sivil toplum bu pakete sahip çıkmalı ve iktidar üstünde baskı yaratmalıdır.
Binlerce şehit pahasına geçmişte ele geçirilen fırsat, sivil çözümlerin eksik bırakılması yüzünden kaçırılmıştır.
Aynı hata bir kez daha tekrarlanmamalı.
Çünkü her ihmal döneminin faturası bir öncekinden misliyle daha ağır oluyor.
İşte ordu, savaş şartlarında yaşıyor, yüzbin asker hareket halinde.
İşte TBMM üyesi bir DTP milletvekili konuşmasını Türkçe yapmasını isteyen gazetecilere “Kendinize Kürtçe tercüman tutun” diyecek kadar ileri gidiyor.
Daha hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Yarım tedbirler değil tam başarı hedeflenmeli.
Hedef tam başarı
Haberin Devamı

