Meydanlardaki tahrik bu hızıyla devam ederse millet 12 Eylül’de oy pusulalarına mühür basmayacak yumruk atacaktır!
Suçlamalar tırmandıkça tartıştığımız konu kayboluyor. Asla kaybolmamalı...
Başbakan, asabi tabiatı nedeniyle kendisini kontrol etmekte CHP liderine oranla daha büyük zorluğa sürükleniyor.
“Dersim’i CHP bombaladı” diyerek tarihi bir çam devirdikten bir gün sonra ileride pişman olacağı bir şey daha söylüyor:
“Muhaliflere sesleniyorum; önemli olan boy değil soydur, soy!”
Yeni bir kesme aleti, bölme yöntemi mi bu?
Başbakan kendi atalarını mı yüceltmeye çalışıyor yoksa Kılıçdaroğlu’nun atalarını mı kötülüyor?
AKP’ye farz oldu ama CHP de çok geç kalmadan bir özeleştiri zamanı ayırıp “Asacağız keseceğiz, iktidara gelince hesap soracağız” tehdidine dayalı propaganda ile doğru bir başlangıç yapıp yapmadığını ciddi olarak sorgulamalıdır.
Çünkü salt suçlama ve tehdit üstüne kurulu siyasetler sandıkta kimseye zafer kazandırmaz.
Neden şeker kaplandı?
AKP, referandumla yargıyı zaptetmeye ve demokrasinin güçler ayrılığı prensibini yok etmeye çalışıyor.
Niyeti bu olmasa referandumu sadece yargı ile ilgili düzenlemeler çerçevesine oturtur, etrafını “şekerlemeler” ile süslemezdi.
Ama buna rağmen “Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü“ sloganını kullanıyor.
Siyasette yalanın cezası yok. Zararı millet ödediği için yalan, kandırana kâr sağlıyor.
CHP lideri Kılıçdaroğlu kendisini Başbakan’ın çektiği bataklıkta kavga edeceğine, hukuka ve hukuk devletine tuzak kurulduğunu anlatmaya çalışmalı, AKP’nin sloganını çürütmeyi başarmalıdır.
Kılıçdaroğlu yemin etse başı ağrımaz. Anayasa görüşmeleri başlarken CHP çağrı yaptı iktidara:
“Gelin yargı ile ilgili maddeleri ayıralım onların dışındaki temel hak ve özgürlükleri geliştiren maddeleri referandumsuz meclisten geçirelim. Referanduma gidecekse, sizin ısrar ettiğiniz yargı ile ilgili maddeler gitsin.”
Ama AKP bunu kabul etmedi.
Çünkü o zaman hukuku ve mahkemeleri iktidarın emri altına sokan düzenlemeleri gizlemek, halkı kandırmak mümkün olamazdı.
Negatif propaganda...
Gelişmesini tamamlamamış toplumlarda acı ilâçları halka yutturmanın denenmiş yolu şeker kaplama yöntemidir. İktidar bunu yaptı.
Oyunun ikinci ayağı olarak da muhalefeti “negatif propaganda”nın batağına çekme taktiği uygulandı.
Başbakan CHP liderini yarışın kavga, gürültü tarafında oynatıyor, oyalıyor.
Ama diğer taraftan elindeki büyük propaganda makinesini, CHP’nin hak ve özgürlüklerin genişlemesine HAYIR dediğine halkı inandırmak için çalıştırıyor.
Bu referandumda CHP’nin yenilmeye hakkı yoktur.
1600 hâkim ve savcının tayini ile ilgili HSYK çalışmasının engellenmesi bile HAYIR oyu kullanmanın haklı bir sebebidir.
Adalet Bakanı ve müsteşarı tayinlerin yolunu neden tıkıyor?. Ne zamana kadar bu engellemeyi yapacaklar?
Eğer başarabilirlerse hedef 12 Eylül’ü beklemektir.
Çünkü EVET’ler kazanırsa hukuk devleti kaybedecek, yargıda kadrolaşma hemen başlatılacaktır.
Öyle bir başlangıcın sonu nereye varır?
O filmin fragmanını özel yetkili mahkemelerin uygulamalarında izliyoruz.
CHP gözünü açsın ve sorumluluğuna sahip çıksın.
Sorumluluğu “HAYIR’lı bir son”u sağlamanın yaratıcılığını göstermektir!
Hayırlı son için
Haberin Devamı

