Hayırlı karar

Haberin Devamı

Hukuk devleti olmak veya olmamak... Bu konuda tarihi
bir karar haftasına girdik.
İki tarafı keskin bir kılıç sanki; iki taraf da hayrın, esenliğin kendi dedikleri yönde olduğunu söylüyorlar.
Aksi durum cehennem...
Bütün kozlar kullanıldı ve iş karar vericilerin, son sözü söyleyecek olanların önüne geldi.
Anayasa değişikliklerinin iptal başvurusunu görüşecek olan Anayasa Mahkemesi’nde raportörün Başkan Kılıç’a sunduğu rapor üyere dağıtıldı.
Raportör, şekil ve esas yönünden yapılan tüm itirazların geçersiz olduğunu savunuyor. Tabii bu görüşlerin önerme dahi sayılmayacağını biliyoruz.
Son yıllarda kararların neredeyse tümüyle raportör görüşünün aksi yönünde çıkması, ideolojik çatışmanın yüksek mahkemede bile mevzi tuttuğunu açıkça gösteriyor.

İktidardan telkin, baskı...

İktidar partisi, mahkemeyi etkileme ayıbına, suçuna bulaşmaktan sakınmıyor.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç baskı oluşturma alanındaki özel uzmanlığını yine konuşturdu dün:
“Biz Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa’ya uygun bir karar vereceği beklentisi içersindeyiz” dedi.
Yani mahkeme AKP iktidarının beklediği yönde karar verirse ne alâ, aksi halde Anayasa’ya aykırı karar vermiş sayılacaktır!
Raportörü okuyanlar bu işin bitmiş olduğu yanılgısına düşebilirler. Çünkü raporda tüm iptal taleplerinin ret edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Acaba gerçek o yönde mi?
Yüksek yargı, siyasi iradenin ülkeyi hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yönetmeye razı olmadığını söylüyor. İktidar suçlamayı doğrulayan eylemler yapıyor. Bu gerçeği sadece iktidardan nemalananlar ile bir şekilde rehin duruma düşmüş olanlar seslendiremiyor.
Ama bereket Anayasa Mahkemesi’nin daha önce “Türk Ulusu” adına verdiği kararlar vardır ve yargı o kararları ile konuşmaya devam ediyor.

Yargının hafızası var

Hukuk otoriteleri yüksek mahkemenin 1975/87 sayılı 15 Nisan 1975 tarihli kararının, yargıya karşı darbe hayali kuranları ayıltacağını düşünerek okumalarını hararetle tavsiye ediyor.
Mesela kararın 18’inci sayfasında “Anayasa devlet yapısının temelidir” diye başlayan paragraftan sonraki bir sayfa...
Orada rejime karşı kurulan tertipleri etkisiz hale getirmekte çağdaş toplumların kazandırdıkları güvenceler anlatılıyor.
Rejimin “değiştirilemez” ilkelerine yönelik niyetlerin anayasal denetimin barajından sızamayacağı, bu sigortanın işleyeceği ifade ediliyor. Özetle:
“Çağdaş anayasalar, kendilerini uygun olmayan değişikliklere karşı koruyan hükümleri ve kuruluşları getirme yolunu seçmişler ve sonunda sağlamayı başarmışlardır. Anayasayı yasama organına ve çoğunluğun baskısına karşı koruyacak hükümlere ve kurumlara kavuşturmuşlardır.”
Yüksek mahkeme aslında kendi varlığına kasteden bir iradeyi yargıladığını herhalde bilecektir.
Bunu bilirse vereceği karar mutlaka hayırlı olacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR