Hayır susmayın!

Haberin Devamı

Adalet kutsal haktır. Çağdaş toplumlar nerede yaşandığına bakmadan her hukuksuzluğu kendi meselesi sayar.

Ona göre tavır alır, mücadele eder.

Bilirler ki yargısı sorunlu toplumlar hukuku geri kalmış ülkelerde yaşarlar ve onları da en çok yabancıların ayıplayan eleştirileri etkiler.

Balyoz davası nedeniyle dünyadan ağır eleştiriler dinlemeye hazır olmalıyız.

Dünkü Guardian gazetesi, Balyoz davasının eski Sovyetler Birliği’nde tanık olunan ve skandal düzeyinde adaletsizliğe sahne olan siyasi içerikli yargılamaları hatıra getirdiğini yazdı.

Askeri darbelere ibret düzeyinde gözdağı vermek iyi bir şey. Ama hukuku bu kadar acımasızca çiğnemeden de aynı sonuç elde edilebilirdi.

Kimse “sonucu sabırla beklemeliyiz” demesin. Çünkü oluruna bırakılmayacak kadar önemlidir sorun.

Bir numaralı sanık Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan, mahkûmiyet kararlarının açıklanmasından sonra her gün medyada çarşaf çarşaf beyanatları çıkan eski Genelkurmay Başkanı Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Yalman’ı “Yürekleri yiyip mahkemeye gelemediler” diye eleştirip “Artık susun” çağrısı yaptı.

Bayan Doğan’ın tepkisine hak vermemek mümkün değildir ama eski komutanları konuşmaktan vazgeçirmenin yararı yok, zararı vardır.

Darbeyi önledi denilen ve gerçeği en yakından bildiği söylenen iki komutandır Özkök ve Yalman. Ne kadar çok konuşurlarsa, onların tanıklıklarına başvurmamakla mahkemenin yaptığı takdir hatası kafalara o kadar dank edecektir.

Eksik soruşturma ve savunma hakkına yönelik kısıtlamalar, fahiş bir hukuk ayıbı olarak yüksek mahkemenin üyelerini bu sayede şimdiden uyandıracaktır.

O nedenle adaleti arayan, haksızlıkları teşhir eden çabalar teşvik edilmelidir.

Balyoz davasının demokrasiye hizmet ettiğini söyleyenlere sormak lâzım:

Adaletin olmadığı bir yerde demokrasi olur mu?

Siyaset çare bulsun

Genelkurmay Başkanı Özel’e soruluyor:

“Çok sayıda TSK personeli tutuklu. Bu durumun PKK ile mücadelede zaaf yarattığı yorumlarına katılır mısınız?”

Komutan “hayır katılmam” demiyor “Söz konusu personelin durumu mutlaka sistemi etkilemektedir” diyor.

Sonra da özetle şu önemli açıklamalar...

“Tecrübeli personelin tutuklanmaları sebebiyle TSK’nın üstlenmiş olduğu görevlerin ifasına olumsuz yansımalar olmaması için imkânlar ölçüsünde gerekli tedbirler alınmıştır. Teröristle mücadelede psikolojik faktörler de önemli rol oynar. Yargı sürecindeki personelimizin durumu bizleri derinden üzmektedir...”

Orgeneral Özel her şeye rağmen zaafa düşmeyeceklerini söylüyor ama çabası durumun vahametini örtmeye yetmiyor.

Siyaset yetişmiş personeli hizmete kazandırmak ve askerin moralini ayağa kaldırmak için bir yol bulmak zorundadır.

Öcalan’ı sürece dâhil etmeyi düşünebilen yaratıcı kafa (!) eminiz bu soruna da çare bulur. Ha gayret!..

DİĞER YENİ YAZILAR