Hayır, değil!

Siyasi önderlerin her sözüne keramet atfetmek, geri kalmış toplumların hastalığıdır

Haberin Devamı

Siyasi önderlerin her sözüne keramet atfetmek, geri kalmış toplumların hastalığıdır.

Bu hastalık bize de zarar veriyor.
O nedenle Başbakan yeni bir şey söylemeden önce bütün boyutları ile tartmalı, alanında tecrübesi olanlara danışmalıdır.

Meselâ "Kürt sorunu" saptaması tedbirsiz bir çıkıştı. PKK terörünü daha sonra Kürt sorunundan ayırmaya dönük gayretleri, sömürü ve kışkırtmaları önleyememiştir.

Yalçın Doğan'ın Hürriyet'te çıkan Talabani röportajında Başbakan'a atfedilen bir söz iki gündür tartışma konusu oluyor.

Röportajda aktarıldığına göre Irak Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Iraklı Kürt lider Talabani şunu sormuş:

"Hapishanedeki biri hükümete karşı nasıl savaş emri verebiliyor?"

Bizim Başbakan da şöyle cevaplamış:

"Bu demokrasidir!.."

Hayır efendim, bu demokrasi değildir.
Demokrasiye kötü propaganda yapma kastı yoksa bilgi eksiği var demektir.

Demokrasi hukukun üstünlüğüne dayanır.

Bir insan, hüküm giyip cezaevine girmesine sebep olan idamlık suçu içeride de işlemeye devam ediyorsa ortada bir yönetim felâketi var demektir.

Fazilet ambalajına sarıp sarmalamak, devletin mukaddeslerini korumakta acze düşen bu zavallığı ortadan kaldırmaz.

Otuz bin insanın katili terör elebaşı, süper güvenli özel hapishanesinden bazen ateşkes, bazen savaş emirleri vererek devletin demokratik otoritesi ile, halkın can güvenliği ile, ülkenin geleceği ile oynayacak ve bu da demokrasi olacak.. Hadi canım!

Başbakan o sözü halkı "Olmaz olsun böyle demokrasi" diye isyan ettirmek için söylediyse tam hedeften vurmuştur.

Ama niyeti demokrasiyi kötülemek değilse, daha fazla geç kalmadan sözünü geri almalıdır.

Önce hukuk, sonra mahkeme
Adli yıl açılışları genelde yargının iktidara yönelik mesajlarına zemin olur.

Bu kez yüksek yargı kurumları arasındaki "hesaplaşma"ya vesile oldu.

Yargıtay Başkanı Arslan'ın bazı üyeleri hâkim bile olmayan Anayasa Mahkemesi'nin Yüce Divan sıfatıyla ceza yargılaması yapmasının evrensel kurallara ve insan haklarına aykırı olduğunu söylemesi tepki aldı.

Anayasa Mahkemesi, tam da Yüce Divan görevi yaparken yöneltilen bu eleştirinin adalete gölge düşüren bir talihsizlik olacağı çıkışında bulundu.

Bizce bu tartışmanın getireceği fayda, doğuracağı sakıncalardan daha fazladır.

Hukuk dışı bir hükmü, mahkemeye saygı adına sessizce beklemektense hukuka saygı gösterip mahkemeyi tartışmaya açmak daha doğrudur.

Bazıları Yargıtay Başkanı'nın üslubunu eleştirmiştir ama "yanlış şeyler söyledi" diyen pek çıkmamıştır.

Adaletin çıtasını "cüzdan-vicdan" tartışmasından gerçek hukuk meselelerine yükselten gelişme hayırlıdır.

DİĞER YENİ YAZILAR