Haydi Tüzmen!

Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Tüzmen, faziletlerini ispatlamak gibi önemli bir sınavla yüz yüze geldi.

Haberin Devamı

Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Tüzmen, faziletlerini ispatlamak gibi önemli bir sınavla yüz yüze geldi.

Bomba dünkü VATAN'da patladı.

Kürşad Tüzmen, Dış Ticaret Müsteşarı olduğu dönemde Eximbank'ın yönetim kurulu başkanlığını yapıyordu. İki yıl önce Başbakanlık Teftiş Kurulu Eximbank'ta Tüzmen'in dönemiyle ilgili bir yolsuzluk tespit etti.

Başbakan'ın izniyle soruşturmaya BDDK elkoydu. Yeminli murakıpların 14 aylık çalışması sonucunda çıkan rapor...

1. Tüzmen ve 9 yönetim kurulu üyesinin usulsüz krediler yoluyla Hazine'yi zarara uğrattıklarını iddia ediyor;

2. Sorumlular hakkında emniyeti suiistimal suçlaması ile dava açılmasını talep ediyor.

Bakan Tüzmen dün VATAN'daki manşetin mürekkebi kurumadan basın toplantısı düzenledi, kendini savundu.

İş yaparken dürüst kalabilmiş bir yönetici olduğunu söylerken "Eximbank'ın Başkanı olsam, aynı kredinin altına bugün de imza atardım" dedi.

Kendi bürokratları
Nereden nereye?

Eskiden benzer suçlamalara hedef olanlar çete damgasını yiyip toplumun önüne atılır, linçe tabi tutulur, DGM'lerin sanığı olurlardı. Değil ki böyle TV'lere çıkıp kendilerini savunsunlar, "Bugün olsa aynını yapardım" diye meydan okusunlar.

Ama biz Kürşad Tüzmen'in bu sözlerini yine de önemsiyoruz. İtirazımız sadece seçtiği adresedir.

Suçlanan kişi bir "devri sabık" bakanı değil, AKP hükümetinin üyesidir. Soruşturma izni Başbakan tarafından verilmiş, suçlama da bu iktidarın bürokratları tarafından yapılmıştır.

Ayrıca raporun düşmanca yazıldığını kimse iddia edemez. Benzer durumların daha önceki banka davalarında "emniyeti suiistimal" değil düpedüz "zimmet" suçu olarak değerlendirildiği unutulmamalıdır.

Buna karşılık BDDK suçlamalarının yüzde yüz gerçek çıkacağını söylemek de mümkün değildir. Kürşad Tüzmen'in sonuçta aklanması kimse için sürpriz olmaz. Yeter ki bunu hak etsin!

Devlet adamı geni
Bakan için doğru adres önce savcı, sonra mahkemedir.

Tüzmen röportajında "DNA'larımda devlet adamı geni var" diyordu. Ne güzel; bu yüksek kalite, kendisini temize çıkarırken siyasetimizi dokunulmazlık kangreninden de kurtarabilir.

Önce istifasını verir, sonra meclis kürsüsüne çıkar ve hakkını arayan, adalet isteyen bir şövalye gibi, dimdik konuşur:

"Dokunulmazlığımı kaldırın, ben yargılanmak istiyorum!"

Bakan Tüzmen Hürriyet'teki röportajında "Denize indiğimde plaj dolardı, kızlar bakardı" diyor. Belli ki beğenilmeyi önemsiyor.

Bu suç değil. Hayra yönlendiği zaman büyük yararlar üretebilir.

DNA'larındaki devlet adamı geni işte bugünler için lâzım.

Siyasi koruma altında ve zaman aşımından yararlanarak suçlamadan kurtulursa, sayısız benzeri olan siyasetçiler kalabalığına karışıp kaybolacaktır.

Ama genlerinin dizginlerini bırakırsa...

Yalnız plajdaki kızlar değil, her yerde, herkes ona hayranlıkla bakacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR