Haydi Türkiye!

Alçaklar altı vatan evlâdını daha şehit ettiler. Yine yılan gibi geldiler, öldürdüler ve kaçtılar...

Haberin Devamı

Alçaklar altı vatan evlâdını daha şehit ettiler. Yine yılan gibi geldiler, öldürdüler ve kaçtılar...

Lânetler işe yarasaydı ırkçı canilerin taş kesilmeleri gerekirdi. Ama belli ki eksik bıraktığımız bir şeyler var.

Apo yakalandıktan sonra sağlanan sükûnet döneminde ve AB sürecinde Kürt kökenli yurttaşlar, teröre bahane gösterilen hakların neredeyse tümünü elde etmiştir.

Bölgede Kürtlerin insanlık onuruna yakışır bir yaşamı sadece Türkiye’de bulduklarını herhalde kimse inkâr edemez.

Ama AB reformları sayesinde daha da gelişecek olan hak ve özgürlüklere rağmen durdular mı? Hayır... Irkçı canilerin saldırıları bir tek işe yaradı:

Onları kültürel kimlik hakları ve özgürlük için savaşan mağdurlar olarak gören romantik Batılıların gözü açıldı.

Nihayet farkettiler!
Son zamanlarda İngiliz medyası Kürtlere, fakir Ortadoğu’nun izole edilmiş Kürdistan’ında yaşamaktansa AB yolunda ilerleyen Türkiye’nin parçası olmanın yararlarını anlatıyor.

Fakat alçaklığı iğrençlik seviyesine indiren pusular artık onlara da PKK’nın iflâh olmaz derecede bir kötülük organizasyonu olduğunu öğretmiştir.

Dün The Economist dergisi Amerikalıların Avrupalıların ve Irak’taki Kürt otoritelerinin artık bir araya gelerek PKK’yı durdurmaları zamanının geldiğini yazıyordu.

Bu çağrı bile Türkiye’deki PKK eylemlerinin Kuzey Irak kaynaklı olduğunu herkesin bildiğini gösteriyor. Ama Amerika buna rağmen oyalamaya devam edecek.

Çünkü Türkiye’nin, hatta Türkiye’deki Kürt yurttaşların PKK terörü yüzünden çektiği acılar Amerika’yı çok ilgilendirmiyor.

Onların iki derdi var: Biri Irak’taki tek dostları olan özerk Kürt yönetimini küstürmemek, öteki de Türkiye’yi oyalamak ve PKK’yı Ankara’ya karşı kullanmaya devam etmek.

Ateşin düştüğü yer
Dün altı şehit verdik. Yüreğimizdeki acının sebeplerinden biri asker ailelerinden yükselmeye başlayan adaletsizlik yakınması ise bir diğeri de “Fedakâr evlâtlarımıza karşı görevlerimizi eksiksiz yapıyor muyuz?” sorusuna gönül rahatlığı ile cevap verememektir.

Geçenlerde şehit Binbaşı Adil Karagöz’ün cenazesinde acılı annesi “Vatan sağ olsun demeyeceğim” diyerek kafamıza sorumluluğun topuzunu vurmuştu.

Dün aynı isyan iki kez yankılandı. Şehit er Deniz Yüzgeç’in annesi ve şehit Üsteğmen A. Şevki Evin’in babası, birbirlerinden habersiz aynı isyanı seslendirdiler:

“Vatan sağolsun demiyorum. Çünkü devlet oğlum için bir şey yapmadı. O koşarak askere gitti ama devlet çelik yelek bile vermedi. Devlet büyüklerinin çocuklarını da göndersinler. O zaman bizim acımızı anlarlar.”

Halk öncü bekliyor
Millet olmanın şartı kaderi paylaşmaktır.

Şehitliği yüceltmek artık vicdanlarımızı rahatsız eden adaletsizliği örtmüyor.

Yönetici sınıflara mensup ailelerin çocukları vatan savunmasının talep ettiği fedakârlıklara niçin muhatap olmuyor sorusu belli ki artık her şehit cenazesinde hep sorulacaktır.

Türk halkı iyi yüreklidir.

Bu isyanlar “Başkasının çocukları da ölsün” talebini seslendirmiyor, “O çocukların gitmesi sayesinde artacak duyarlılık belki bizim çocuklarımızın da hayatını korur” hesabını güdüyor.

Görevimiz belli... Şehit ailelerinden yükselen çığlığın gösterdiği hedefe yürümek.

Önce görevin adaletini sağlamak için yöneticileri uyarıp denetlemek ve bu arada Doğu’da görev yapan bütün askerlerimizi birer çelik yeleğe kavuşturmak için eyleme geçmek!

Çocukları Irak’a giden Amerikalılar bunu yaptılar ve büyük koruma sağladılar.

TV kanallarımızın özellikle eğitim alanında gerçekleştirdikleri başarılı kampanyaların tecrübesi, Mehmetçik’i alçaklara karşı koruma amaçlı hizmette harikalar yaratabilir.

Haydi iş başına!

DİĞER YENİ YAZILAR