Türkiye'yi, doğru bir hedefe hızla ilerleyen eski bir trene benzetiyorum. İçeri bakınca umut ve tedirginlik sarmaş dolaş ama pencereden dışarı bakınca heyecan veriyor. İçteki zorluklara rağmen iki yüz yıldır düşlediğimiz hedefe doğru yol alıyoruz çünkü. VATAN'ın bugünkü manşeti bu heyecanı yansıtan, daha doğrusu kutlayan bir haberdir. Hükümet, yıl sonunda AB'den müzakere takvimi alabilmek için kalan son eksikleri tamamlamak üzere düğmeye basmıştır.
Tüm bu reformlar, bundan on yıl önce "hayali cihan değer" hedeflerdi. Ulaşılması olanaksız görünen düşler ülkesi neredeyse gerçekleşmek üzere.. Yönetici sınıfların saltanatına dayanan bir düzen, yerini evrensel hukukla bütünleşmiş bir yapıya bırakıyor.
Nereden nereye!
İdamın kalkması, askerin siyasete ağırlığını koyduğu kurumlardan çekilmesi, devlet sırrının ömrünü tüketmesi, işkencecilerin cezalandırılması, terörle mücadeleden zarar görenlere devletin tazminat ödemeye razı olması, özgürlüklerin Batı kalitelerine yükselmesi, beş yıl öncesine kadar hayal bile edilemezdi. Tüm bunlar en azından yazılı hukukun güvencesi altına girmektedir.
Ünlü tarihçi Bernard Lewis, Türkiye'nin farklılığını onurlandırırken şöyle demişti: "Türkiye'de demokratik kurumlar ne bir savaşın galipleri tarafından dayatıldı, ne de emperyalist bir gücün bıraktığı miras olarak kuruldu. Türkiye'de demokrasi, Türklerin kendi özgür iradesiyle tesis edildi. Bu da demokratik kurumlara daha büyük şans tanıyor.."
Gerçekten de Türkiye'nin evrimi benzersizdir. Bu evrim yıllarca "zorla güzellik olmaz" diye direnen seçilmiş ve atanmış yöneticilere rağmen gerçekleşti. Özlemlerini iradeye dönüştüren halk, "çağdaş uygarlığa ulaşma" ülküsünü karar vericilere kabul ettirdi.
Kâğıttan hayata..
Geldiğimiz nokta umut ve heyecan yaşamayı hak ediyor ama zafer kutlamaları için henüz çok erken. Reformların yazılı kâğıtlardan çıkıp hayatımıza girmesi lâzım. Bunu insan onuru adına talep etmeye hakkımız var. Ayrıca AB ile yıl sonundaki tarihi randevuya güçlü olarak gitmek için buna ihtiyacımız var. Dünyadaki rüzgârların Türkiye'nin yelkenlerini doldurduğu şu dönemde bu fırsatı iyi kullanamamak, bizi gelecek kuşaklara karşı büyük günah altına sokar. AB üyeliğine inanmış güçlü bir iktidara sahip olmak şansımızdır.
Ama bunun için AKP'nin de değişmesi lâzım. Gazete yırtan, gazeteci azarlayan bir iktidar anlayışı, işkence suçlusunu saklayan bir devlet alışkanlığına söz geçiremez. Bilgi Edinme Yasası üç gün sonra yürürlüğe giriyor. Düne kadar "devlet sırrı" olan bir bilgiyi pazartesi günü talep edecek bir vatandaş "Sen kim oluyorsun?" diye azarlanıp püskürtülürse yazık olur. Hayal treni, hayaletler vadisinde aman takılmasın!
Haydi Türkiye!
Türkiye'yi, doğru bir hedefe hızla ilerleyen eski bir trene benzetiyorum. İçeri bakınca umut ve tedirginlik sarmaş dolaş ama pencereden dışarı bakınca heyecan veriyor. İçteki zorluklara rağmen iki yüz yıldır düşlediğimiz hedefe doğru yol alıyoruz çünkü
Haberin Devamı

