Haydi Türkiye!

Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilgili 2003 yılı ilerleme raporunu doğru okumak lâzım. Rapor, AB hedefine giden yolun zor kısmının aşıldığını belirleyen ve eksiklerini tamamlaması için Türkiye'ye cesaret veren bir teşvik belgesi olarak görülmeli

Haberin Devamı

Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilgili 2003 yılı ilerleme raporunu doğru okumak lâzım.

Rapor, AB hedefine giden yolun zor kısmının aşıldığını belirleyen ve eksiklerini tamamlaması için Türkiye'ye cesaret veren bir teşvik belgesi olarak görülmeli.

Bizim ulusal karakterimiz bu: Aynaya baktığımızda gördüğümüz eksikliklerimizi bize yabancılar gösterdikleri zaman bundan hoşlanmayız.

Rapor, uyum yasalarını çıkarmaktaki iradesi nedeniyle hükümeti övmekle beraber, bunların henüz hayata geçirilemediğini, anadilde eğitimin, radyo ve TV yayınının başlamadığını, işkenceyle mücadelede çelişkili yargı kararlan nedeniyle gözle görünür bir gelişme yaşanamadığını, MGK yasası değiştiği halde askerin siyasetteki ağırlığının devam ettiğini söylüyor.

Bunları biz de söylemiyor muyuz?

örneğin Yargıtay başkanlarının adli yıl açılışlarında yaptığı tespit ve eleştiriler daha mı insaflı?

Anahtar Kıbrıs..
Eksiklerin açık ve ayrıntılı biçimde rapora konulması Türkiye'nin yararınadır. Çünkü yürüyeceğimiz yol bu sayede aydınlanmaktadır.

Nitekim Dışişleri Bakanı Gül, önümüzdeki birkaç ayda müzakere tarihi almayı hak edecek noktaya geleceğimizi belirtmiştir.

AB üyeliği Türkiye'nin demokratik geleceğini ve 21. Yüzyıldaki kaderini belirleyecektir.

Halk bu projenin arkasındadır ve AB'ye inanmış tek parti iktidarı da ülkenin tarihi şansıdır. Bu gücün, menfaatini içe kapanmakta gören gizli iktidar odaklarınca üretilecek engellere yenik düşmeyeceğine inanıyoruz.

Yolumuzun üstündeki en ciddi riski Kıbrıs oluşturuyor. Ankara'nın baskısı ile küçük bir düzeltme yapılmış olsa da rapordaki ifadeyi doğru tercüme etmek zorundayız.

"Kıbrıs Kopenhag şartı değildir" diyerek kendimizi kandırmayalım, rapor Türkiye'ye "Kıbrıs sorunu çözülmezse seni alamam" diyor!

Bahanemiz yok
Bu gerçek en çok, AB üyeliğini istemeyen iç muhalefetin işine yarayacaktır.

Onlar ülkedeki ezici istence direnmeyi göze alamayacakları için amaçlarına Kıbrıs'ta çözümsüzlüğü tahrik ederek ulaşmaya çalışacaklardır.

Hükümet bu tuzağa karşı ne kadar cesur, ne kadar yaratıcı olacak?

Üretilen "Önce Kıbrıs'ı elimizden alacaklar, sonra da ret cevabı verip ortada bırakacaklar" endişelerini, hükümet pazarlık kozuna dönüştürebilir.

Kıbns'ta çözüme yönelik ilerlemeyi Türkiye'nin üyelik müzakereleri ile ilgili sürece bağlamak, savunulabilir bir tezdir.

Hükümet bu silâhı kullanmalı, fakat AB üyesi olduğumuz gün sorun olmaktan çıkacak hiçbir zorluğa bu büyük dava feda edilmemelidir.

Sivil toplum bunun için her an uyanık ve ayakta olmalıdır!

DİĞER YENİ YAZILAR