Kaç seçim izledim, sayısını unuttum. Bir özdeyiş gerekse şunu derim:
“Lider sultası, demokraside üreyen bütün kötülüklerin anasıdır!”
Mesela parlamento üyelerini belirleyen seçimler, dar bölgeli ve iki turlu sistemle yapılıyor olsaydı bugün başka bir Türkiye’de yaşıyor olurduk.
Ve o Türkiye, çok daha müreffeh ve özgür olurdu.
Dar bölgelerden tek tek seçilen milletvekilleri, kıblesi millet olan temsilciler olacağı için diktatör eğilimler tehlike boyutuna ulaşamazdı.
Anayasa hazırlığı
Özlemim ve en büyük dileğim, daha önceki pek çok seçimde olduğu gibi, bugün oluşacak yeni meclisin, dört yıl sonra ülkemizi parlamenterlerin dar bölgede iki turlu seçimle belirleneceği bir sisteme taşımasıdır.
Bugün millet vekili değil de lider vekili seçmeye mecbur olmamız yine de bu seçimin önemini azaltmıyor.
Seçime katılım ne kadar yüksek olursa sandığın milli iradeyi yansıtma kalitesi o kadar yüksek olacaktır.
Önümüzdeki yasama dönemi gündem bakımından çok yoğun.
Mesela yeni bir anayasa yapmak, hemen tüm partilerin ortak vaadidir.
Çoğulcu bir anayasanın anahtarı, çoğulcu bir zeminde hazırlanması..
Eğer yeni anayasayı bugün seçeceğimiz meclis yapacaksa, anayasanın hazırlık sürecine seçmen atacağı oyla bugünden katılıyor demektir.
Helâl oylar artsın
Çoğulcu demokrasinin eksikliğinden yakınmak, 65 yıllık demokrasi tecrübesine sahip bir halka yakışmaz.
Çünkü böyle bir eksikliği öncelikle sandığı ihmal kusuru yaratabilir.
Çare her seçmenin oyunu kullanmaya kendini mecbur sayması, deyim yerindeyse “iki eli kanda olsa” sandığa gitmeyi ihmal etmemesidir.
Biliyorum; geniş bir seçmen kitlesi yine hile şüphesi taşıyarak sandığa gidecek. Çünkü önümüzde akıl karıştırıcı, mide bulandırıcı rakamlar var.
Son seçmen sayısı 52 milyon 700 bindir. 2007 genel seçiminin seçmen sayısı 42 milyon 571 bindi.
Beş yılda dörtte bire yakın seçmen artışı olur mu?
Bizde oldu. Yüksek Seçim Kurulu’nun açıklamaları da kimseyi tatmin etmedi.
Bu saatten sonra milli iradeyi saptırma tecavüzüne karşı ne yapabiliriz?
Hile varsa, ona karşı da en etkili savunma yine sandığa koşmak, seçime katılım oranını olabilecek en yüksek seviyeye çıkarmaktır.
Çünkü helâl oyların sayısı ne kadar artarsa, milli irade hırsızlarınca üretilen haram oyların oranı o kadar gerileyecektir.
Bugün herkesin görevi var.
Vatandaş mutlaka sandığa gidecek... Sandık başındaki parti temsilcileri gözlerini emanetten ayırmayacaklar... Oylar sayılırken gözlerini kırpmayacaklar... Sandık zabıtlarını hemen parti merkezlerine götürecekler...
Seçmen olmayan çocukların bile sorumlulukları var: İşleri oy vermeye gidene kadar evdeki büyüklere rahat vermemektir.
Seçim ülkeye, millete hayırlı olsun.
Haydi sandık başına!
Haberin Devamı

