Herkes öğrendi: Bir siyasi liderin mal varlığını açıklaması yasalara aykırı değilmiş.
Ama aksini iddia etmek ahlâka aykırı olabilirmiş!
Bu tartışmada Başbakan Erdoğan ağır yara aldı. CHP lideri Baykal'ın bombardımanı altında neler hissetmiştir bilemeyiz ama iki AKP milletvekilinin "Türk demokrasisine yakışanı yapıyoruz" deyip mal varlıklarını açıklamaları, herhalde onda sırtından bıçaklanma duygusu yaratmıştır.
Ne yapalım, "Eden bulur" demişler.
Başbakan da sıkıştığı her durumda gerçekleri eğip büken basit hileleri aklımızla alay ederek sergilerken, bir okurumun dediği gibi bize "TV'de kötü kaliteli bir sitkom izliyor duygusu" vermiyor mu?
Başbakan'in mal varlığı ve dokunulmazlıklar konusunda öne sürdüğü bahaneler, onun yalnız serveti üstünde değil, siyasi yetenekleri konusunda da şüpheler doğmasına sebep olmuştur.
"Mal varlığımı açıklayamam, yasal engel var.." "Herkesin dokunulmazlığı beraber kalksın.."
CHP'den iki çağrı
Halkın zekâsını hor görmektir bu sözler. Anayasa değiştirecek güce sahip bir iktidarın liderine yakışmaz. Sadece halkın güvenini eritir, şüphelerini büyütür.
Tayyip Erdoğan, kaçak yapıda oturduğunu söyleyerek İstanbul Belediye Başkanı oldu. Çocuklarını arkadaşının yardımı ile yurt dışında okuttu. Almanya Başbakanı'nın önünde maaşının yetmediğini söyledi. Şimdi, kendi bakanının tahrik ettiği toplumsal merak onu sıkışürıyorken direniyorsa insanlar elbette şunu düşünecektir:
Demek ki on yılda, hesabını veremeyeceği kadar büyük bir servet yaptı!
Sıkıştığı köşede Başbakan'ı hırpalamak rakibi olan Deniz Baykal'ın hakkı olabilir. Baykal da bu hakkı büyük bir keyifle yapıyor.
Dün "Dokunulmazlıklar için ne yapacaksan getir; sonuna kadar destekleyeceğiz. Mal beyanını aleniyete kavuşturmak için ne gerekiyorsa gel birlikte yapalım" diye çağrıda bulunuyor, daha doğrusu oynuyordu.
"Nasıl"ı göstermek!
Demokrasi hükmünü yürütecek, şeffaflaşma beklentilerine daha fazla direnemeyecektir. Başbakan bu mecburiyeti kavramakta ne kadar gecikirse kaybı o kadar büyüyecektir.
Türkiye böyle meseleleri siyasi çalkantılara sürüklenmeden çözmeyi becermelidir artik. Başta siyasi muhalefet olmak üzere hepimize sorumluluk düşüyor.
Mesela CHP bağcıyı dövme siyasetine hasan azaltıcı uzlaşmacı çözüm siyasetini ikame edebilir.
AKP'li üç milletvekilinin yaptığı mal varlığı açıklamasının benzerini, tabii daha ayrıntılı olanını, yani eş ve çocukları da kapsayan bir beyanı ana muhalefet lideri olarak Deniz Baykal yapabilir.
Tayyip Erdoğan'dan ne istiyorsa, Baykal onu bugünden tezi yok halka vermelidir.
Başbakan'dan talep ettiği aydınlığı kendi şahsında sergileyen bir muhalefet liderinden daha sürükleyici bir siyasi güç olamaz.
İnanıyoruz ki öyle bir durumda Başbakan da projektörlerin önüne çıkmaktan başka çare kalmadığını görecektir!
Haydi Baykal!
Herkes öğrendi: Bir siyasi liderin mal varlığını açıklaması yasalara aykırı değilmiş. Ama aksini iddia etmek ahlâka aykırı olabilirmiş!
Haberin Devamı

