Haydi!..

Haberin Devamı

Bugünkü seçimi tarih yazacaktır. Belki daha bile fazlası... Tarihi bu seçim yazacaktır!

Dileriz ki torunlarımız ilerde bu seçimin sonuçlarından ötürü bizim kuşakları övgü ve şükranla anarlar...

Mine Kırıkkanat dün bu sorumluluk duygusu ile tatil beldelerinden 11 milyon insanın seçmen kütüğüne yazılı oldukları kentlere döndüklerini yazıyordu.

Türk halkı seçme hakkını en yüksek düzeyde kullanmanın kararlılığını gösteriyor. Seçime katılma oranında rekor bekliyoruz.

Dünya medyasındaki Türkiye merakının da şaşırtıcı boyutlarda yaşandığını Ankara ve İstanbul’a yığılan gazeteci ordusundan anlıyoruz.

Avustralya’dan bile gelenler var. Tony Walker bunlardan biri ve artan ilgilerini şu nedene bağlıyor:

“Bir sebep Türkiye’nin son yıllarda Ortadoğu’daki İslâmi trendlere yakınlaşıyor olması. Ülkenizin daha muhafazakâr bir yol mu alacağı yoksa demokratikleşme sürecine hız mı vereceği, bölgesel dengeler açısından çok önemli.”

Sandıklar bugün 42,5 milyon vatandaşı bekleyecek. Bu, çok partili dönemde yapılan 16’ncı seçim...

Türk halkının tüm seçimlerde ortaya koyduğu tercihlerin hiç biri akıl ve vicdan ölçülerine ters düşmedi.

Seçmen hep adil davrandı, hep haklı oldu. Bugün de akıl dışı bir sonuç çıkacağını kimse beklemesin.

Bütün vatandaşlar ve bütün kurumlar sonuçlara adeta keramet atfederek saygı göstermelidir.

Siyasi partiler buna örnek olmalıdır. Parlamenter demokrasimizin olgunlaşmak için gerekli kıdemi ve birikimi kazandığını düşünüyoruz. Hedef rejimi çoğulcu bir kimlikle geliştirmek olmalıdır.

Kavga ederek, kutuplaşarak geldiğimiz sandığın doğuracağı tehlikeleri bir şekilde göğüsleyebiliriz:

Çoğunluğun mutlak hakimiyetini reddeden çoğulcu bir uzlaşı anlayışını demokrasimize kazandırarak...

*****

Maske düştü

Bu cumhuriyet çeşitli inanç, etnik kültür ve yaşam biçimine özgürlük içinde gelişme hakkı tanıyor.

Bu hak, saygı gören çeşitliliğin ayrılığa değil bütünleşmeye yardım edeceği umulduğu için veriliyor.

Ama Leylâ Zana Iğdır’da bakın neden şikâyet ediyor:

“Madem TRT’ye Kürtçe program koyacak ve milli kıyafetleri serbest bırakacaktınız, şimdiye kadar neden yasakladınız?”

Bölücülük, hele hele terörizmi meşru görecek kadar sapıtmış bölücülük işte böyledir. Yeni hakları çözüm ve uzlaşma yolundaki ilerlemenin değil, çatışma tehlikesini büyüten yeni tahriklerin bahanesi, sıçrama tahtası yapar.

Leyla Zana “Artık Türkiye’nin eyaletlere bölünme zamanı gelmiştir” dedi ve başkente şöyle seslendi:

“Ankara!.. Türkiye’yi eyaletlere böl ve Kürdistan eyaletini kur!”

Zana’nın suç işleyip işlemediğine yargı karar verir ama bu tahriki ile kendi zihniyetine zarar vermiştir.

Bizim zaafımız şu: Türk halkı maskeli tehlikeler karşısında savunmasız kalıyor.

Zana maskesini indirdi.

Artık eskisi kadar etkileyici olamayacaktır!

DİĞER YENİ YAZILAR