Hayat tarzına müdahale...

Haberin Devamı

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç uzun yıllarda kazanılmış bir tecrübenin adamıdır.

Dün TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi’ne onur konuğu oldu .

Kılıç yüksek mahkemedeki son dönemini yaşıyor.

Eskiden muhafazakâr partileri kollayan “aykırı oy”ların sahibi idi.

Yaş haddinden dolayı bir kez daha seçilme imkânına sahip bulunmaması onu iktidar yandaşı konumdan tarafsızlığa daha yatkın bir kimliğe yaklaştırmıştır.

İyi bir isim bırakma isteği, bu tür görevlerde bulunanların yararlandıkları fırsattır.

Kılıç alkollü içki düzenlemelerini kendisinden beklendiği şekilde karşılamadı.

“Tarihimiz hayat tarzına yapılan müdahalelerle dolu. Bunlara yeni halkalar eklemek, yorgun vicdanları daha da yorar” dedi.

Bu dönem Meclis’inin en büyük vebali, gece yarısı yasalarıdır.

“Torba yasa” diyorlar ama çuvallama söz konusudur!

Dün “Toplum vicdanı ikna edilmeden atılan adımlar demokratik hukuk devletinin sicilini bozmaktan başka sonuç doğurmaz” dedi.

Başkanlık tartışmasına girmeyen fakat komisyonda hiçbir üyenin Anayasa’daki ilk üç maddenin dokunulmazlığına itiraz etmemesini olumlu bir durum sayan Haşim Kılıç 2004 yılında devrim niteliğinde bir Anayasa değişikliği gerçekleştiğini ama yargı organının değerlendiremediğini belirtti.

Doğrudur... Uluslararası mahkeme kararlarını ve sözleşmeleri üstün tutan Anayasa değişikliği (90. madde) yargıçlardan direnç görmese o sıra sıra yargı paketlerine, hatta Anayasa değiştirmeye belki gerek bile kalmazdı.

Mahkeme Başkanı Kılıç, konumları gereği sistem tartışmalarına katılmayacaklarını söylüyor.

Bizce gereksiz bir hassasiyettir.

Bu ülke Kılıç’ın çıraklık, kalfalık döneminin yanlışlarından gelen zararları ödedi. Ustalığını paylaşmanın zamanı gelmiştir.

Esirgemek ahlâki suç olur!

Günah-sevap

Başbakan’ın alkollü içkiler düzenlemesini eleştirenleri cevaplarken sarf ettiği sözler sıkıntı doğurdu.

Çünkü sözleri, laiklik ihlâli gibiydi...

“İki ayyaşın yaptığı yasa sizin için muteber oluyor da inancın emrettiği bir gerçek niye reddedilmesi gereken bir olay hâline geliyor?”

Bu soruyu Başbakan’ın parti sözcüsü Hüseyin Çelik’e sorması gerekiyor.

Çünkü asıl eleştiriyi o yaptı.

“Laik devletlerde kanunlar yapılırken hukukun temel mantığı içinde kalınır, günah-sevap ikilemi üzerinde kanun çıkartılmaz” dedi.

Alkol yasağı, Kur’an’dan alındığına göre Hüseyin Çelik’in doğru savunması Başbakan’ı korumuyor, eleştiri hedefi yapıyor. Geçmiş olsun!

DİĞER YENİ YAZILAR