Ekonomik krizi başlatan olayı Cumhurbaşkanı'nın savurduğu Anayasa kitabına indirgemek çocukça bir kolaycılıktı.
Devlet ve vatandaş ilişkileri o kadar çürümüş, güven erozyonu nedeniyle sosyal mukavele o kadar bozulmuştu ki çöküş kaçınılmazdı.
Kamu açıklarını besleyen sebepler arasındaki rüşvet ve yolsuzluğun ne boyutlara vardığını, faturanın namuslu vatandaşların sırtına binerek gelir dağılımı adaletini yerle bir ettiğini herkes biliyordu.
Gerçeğe gözlerini açmayanlar sadece siyasetçilerdi. Halk da onları cezalandırdı. Bu öfkeden AKP'nin tek başına iktidan doğdu.
Siyasal islâm kökeninden kaynaklanan şüphe gölgelerine rağmen AKP'yi tek başına ve ezici bir çoğunlukla iktidar yapan millet iradesi umudunu bazı vaatlere dayandırmıştı. Neydi bu vaatler?
1- Yönetim arük şeffaf olacaktı.
2- Temiz Siyaset Yasası çıkacak, seçimle gelen kamu görevlileri ticari işlerini terk edecek, iş takibi yapmayacaklardı.
3- Milletvekili dokunulmazlığı, sadece siyasi faaliyetle sınırlandırılacaktı.
Oligarşi asıl nerede?
Biz son seçimde demokratik bir parlamento mu seçtik, yoksa adaletin bile zırhlarını delemediği lordlar mı getirdik başımıza?
Meclis bugün, sadece eski siyasetçileri yargılayan bir ön mahkeme gibi çalışıyor ve onları Yüce Divan'a gönderiyor. Ama bu dönemin bakan ve parlamenterleri hakkındaki suç dosyalarını asla işleme koymuyor.
"Ben yargılanmak istiyorum" diyen muhalefet milletvekillerini bile "yol olur" korkusuyla mahkemeye sevketmiyor.
Onlardan aklanma hakkını esirgiyor.
Devamlı "bürokratik oligarşi den şikâyet eden Başbakan "siyasetçi sınıfı oligarşisi'ni görmüyor mu?
Tayyip Erdoğan dün TÜSİAD toplantısında sadece siyasetçinin dokunulmazlığının kaldırılmasını kabul etmeyeceklerini çünkü bu durumun siyaset kurumunu zayıf düşüreceğini öne sürdü:
"Bizim düşüncemiz, istisnasız bütün kamu görevlilerinin dokunulmazlık zırhından çıkarılmasıdır. Bunda varız. Ama sadece siyasetçi için olursa, bunda yokuz.."
"Karnından konuşuyor"
Demirel siyaset yapıyor olsaydı "Başbakan gamından gonuşuyo" derdi.
Gerçekten de Erdoğan'ın, anayasayı bile tek başına değiştirecek güce sahip bir iktidar önderi olarak, ellerini kimlerin tuttuğunu millete açık açık söyleme borcu vardır.
Biz ikna edici bir sebep ortaya koyabileceğine inanmıyoruz.
AB sürecinde gerçekleşen reformlar "hayaletler terörü"ne son vermiş, çoğu tabuların kötü iktidarlar tarafından siper olarak kullanılan hayali korku duvarları olduğunu hepimize öğretmiştir.
Başbakan liderlik gücünü olumlu kullanmalı, bu yaraya neşteri vurmalıdır. Milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırmak için bürokrasinin dokunulmazlıklarını da kaldırmak şartsa onu da yapmalıdır.
Yakınmaya dayalı ayak oyunları itibarına, güvenilirliğine zarar veriyor artık.
Memurları bahane olarak kullanıp kendi imtiyazlarını korumanın kurnazlığını sürdürmek halka hakarettir!
Hayalet terörü
Ekonomik krizi başlatan olayı Cumhurbaşkanı'nın savurduğu Anayasa kitabına indirgemek çocukça bir kolaycılıktı
Haberin Devamı

