Derin devlet, başarısız iktidarların sığındığı bir bahanedir!
Hiçbir siyasi iktidar beceri ve basiret eksiğini, devlete iftira atarak kapatabileceği hevesine kapılmamalıdır. Buna, demokrasiye inanan hiç kimse geçit vermemeli.
Trabzon’daki bombalama olayından sonra “polis ajanı” yapılan üniversite öğrencisi Erhan Tuncel’in Hrant Dink suikastini 11 ay önce ihbar ettiği anlaşılıyor.
Bu ihbarı Trabzon Emniyet Müdürlüğü Ankara’ya ve İstanbul Emniyeti’ne ulaştırarak görevini yapmış. Ama buna rağmen o uğursuz cinayet önlenememiştir.
Ne demek bu? Ortada bağışlanmaz bir ihmal mi var yoksa ihanete polis örgütü içinde katılan unsurlar mı bulunuyor?
Herhalde mülkiye müfettişlerinin beklenen raporu, bu soruların cevabını verecektir. Büyük ihtimalle ihmal veya görevi kötüye kullanma suçu çıkacaktır. Bu suçu işleyenlere “derin devlet” demek onlara rütbe vermek demektir. Onun yanında devlete alternatif bir gücü, hayalet olarak toplumun fikrine sokmaktır.
Böyle bir yanlışı yapmaktan sakınmak, herkesten önce siyasi iktidarın menfaatidir. Çünkü bu, iktidar karşıtı düşünceye sahip kamu görevlilerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını bir şekilde özendiren, onlara ve yaptıklarına “derin” anlam yükleyerek kutsayan bir tutumdur.
İktidar ile kamu hizmetini yürütürken kullandığı güçler arasında güven sorunu olmamalıdır. Devletin içinde başka bir devlet iddiası varsa onun adı derin devlet olmaz, çeteleşme olur.
Başbakan Erdoğan Afrika Zirvesi’ne giderken gazetecilere, Trabzon’da vali ve polis müdürünü görevden alan operasyonun, derin devleti açığa çıkarmanın “alt yapısını oluşturma çabası” olduğunu söyledi.
Artık bunu yapmasın, soruşturmayı yönlendirici beyanlardan sakınsın.
Mecliste anayasa değiştirmeye yetecek çoğunluğa sahip, beşinci yılına girmiş bir iktidar olarak düzgün insanlarla çalışmayı öğrensinler. Sorumluluktan kurtulmak için milleti “derin devlet” hayaleti ile korkutmaya kalkışmasınlar.
Adil olsunlar, kusuru ve suçu olanları korkmadan tasfiye etsinler.
Ve tabii bu tür olayları, devlet kadrolarını kendi adamları ile işgal etmenin fırsatı olarak kullanmasınlar!
Öğretmenleri kim seçmeli?
Öğretmen alınırken tek ölçü ÖSYM’nin düzenlediği seçme sınavı oluyordu.
Bir yönetmelik değişikliği ile şimdi Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapacağı ikinci bir sınav ÖSYM sınavı ile eşit ağırlıklı ölçü haline getirildi.
İkinci sınavın amacı ne? AKP’nin işgalci tutumu güvensizlik yarattığı için büyük bir çoğunluk değişikliği “kendi adamlarını alacaklar” diye yorumluyor.
Değişikliği savunan görüş ise şu: Bütün adayların tek sınavdan süzülmesi yanlıştı. Öğretmenlerin kendi alanlarındaki bilgileri de ölçülmeli.
Bu gerekçe kabul edilebilir ama şu şartla: İkinci sınavı da ÖSYM yapsın!

