Medyanın salt kâr amacı güden ticari işletmeler haline gelerek kamu çıkarına adanmış kurum kimliğinden uzaklaşması çağın sorunudur.
Bu sorun tüm özgür toplumları rahatsız ediyor. İnsanlar bilmedikleri ve görmedikleri şeyi yönetemezler. Özellikle TV'lerin rekabeti medyayı, geleneksel var oluş işlevlerinden uzaklaştırmaktadır.
İzleyiciyi cezbetmek ve eğlendirmek amacı, halkı doğru bilgilendirmek ve özgürlüğü korumak çabalarını geri plana itmiştir artık.
Bunun ne zararı var?
Batı toplumlarındaki araştırmalar, medyadaki ticarileşme ve yüzeyselleşme sonucu toplumsal ve politik konulara kamuoyu ilgisinin ve kavrayışının azaldığını gösteriyor.
Seçimlere katılma oranlarındaki sistematik gerilemenin bile bu yozlaşmadan ileri geldiğine dair bulgular elde ediliyor.
Güdümlü RTÜK..
Medyaya, kamu hizmeti güden bir misyonu yeniden kazandırmak, Türkiye için de önemli hale gelmiştir. Kamu otoritesinin de bu çabalara destek vermesi gerekmektedir.
Ama iktidar ne yazık ki bu yangından mal kaçırma fırsatçılığına benzer bir planı eylem alanına sürmüştür.
Daha çok ekonomik faaliyetleri denetleyip düzenlemekle yükümlü kurumlarla ilgili yasa tasarısına RTÜK'ü de dahil etmiştir.
Amaç, radyo ve TV'leri düzenleyen ve denetleyen RTÜK'ün üst kurulunu, bütünü ile hükümet tarafından seçilmiş üyelerle oluşturmaktır. Bu kurul şimdiye kadar, parlamentodaki partiler arasında mutabakata dayalı bir yöntemle belirleniyordu.
Doğru, tarafsız bilgi ve haber, demokrasiyi besleyen temel gıdadır. Özgürlüğün güvencesi olan tarafsız haberi ise sadece bağımsızlık sigorta edebilir.
Tüm üyelerini siyasi iktidarın seçeceği bir kurul, otoritesini ancak sansür ve yönlendirici baskılar için kullanır.
Utanç veren çelişki
AB'nin demokrasi normlarını Türkiye'ye getirme iddiası taşıyan AKP iktidarı hesabına bu hamle utanç verici bir çelişkidir.
Çünkü iktidar güdümlü bir kurulun kaygısı hiçbir zaman radyo ve TV'leri çağdaş yayıncılık ilkelerine yönlendirmek olmayacak, iktidarın menfaatleri doğrultusunda terbiye etmek olacaktır.
Bu alet, iktidarın çıkan halkı politik konulardan uzaklaştırmayı gerektiriyorsa "vur patlasın, çal oynasın"ı teşvik için, siyasi çatışmalar mevsiminde ise "iktidar borazanı" çalmak için kullanılacaktır.
Tarihin çöplüğünde çürüyen faşist propaganda aletlerini hortlatmaya çalışmak, Türk demokrasisine yapılabilecek en büyük kötülüktür.
İktidar RTÜK Başkanı Fatih Karaca'nın uyarısına kulak vermelidir.
Medya ile ilişkili sivil toplum örgütlerinin oluşturacağı iradeye güvenle teslim olan bir demokratik anlayış kalitesine ulaşmak bugün hayaldir.
Ama hiç değilse kurul üyeleri, şeffaf ve çoğulcu bir anlayışla parlamento tarafından uzlaşma sonucu seçilmelidir.
İnadın "Böyle rezalet olmaz" diye AB'den geri döneceği de unutulmamalıdır.
Hayal ve gerçek
Medyanın salt kâr amacı güden ticari işletmeler haline gelerek kamu çıkarına adanmış kurum kimliğinden uzaklaşması çağın sorunudur
Haberin Devamı

