Siyaset mezarlığı, yeni fikirler ve değerlerle çatışmanın getirdiği başarısızlıkların suçunu medyaya yıkan liderlerle dolu..
Deniz Baykal, siyasetin bilimini de yapmış bir liderdir ama bu çıkmaza her gün biraz daha fazla batıyor.
Dünkü CHP grubunda, kurultay kazanmış bir lider gibi görünmedi. Çünkü sonucun bir "Pirus zaferi" olduğunu biliyor.
Bir önceki kurultayda dizayn ettiği delege yapısı, "magazin" diyerek yeterliliğini hor gördüğü ve "rüşvetçi" diyerek yerin dibine batırdığı halde Sarıgül'e 460 oy vermiştir. Göze aldığı mücadele standardına rağmen elde ettiği bu sonuç, demokrat bir lider olsaydı ona istifa etmekten başka seçenek bırakmazdı.
Halbuki Baykal şimdi temizlik (!) yapacaktır.
"Partimiz bu süreçten arınarak çıkacaktır" dedi dün. Herkes biliyor ki "önce disiplin" bahanesiyle demokrasi ertelenecek, parti içi muhalefet, blok liste yoluyla yenilenmiş alet tarafından biçilecek, CHP'ye Ecevitler'in partisine benzer bir yapı kazandırılacaktır.
Komplo saplantısı
Baykal'ın dünkü konuşmasını hemen tamamiyle medyayı kötüleme amacına yöneltmesi, önümüzdeki günlerde daha ağır eleştirileri hak edeceğini bilmesindendir.
Medyayı suçlayarak, oradan gelecek eleştirilerin toplum üstündeki etkilerini hafifleteceğini umuyor.
Başına gelen her şeyin sebebi komplodur!
ABD kurgulamış, medya da uygulamıştır. Sarıgül'ü bulup üstüne salan Amerika ve onun dediğini yapan medyanın AKP iktidarını desteklemesi de aynı komplonun parçasıdır.
"Dış güçlerin yapmak istediklerini yapmadığı takdirde iktidara medyanın desteği sürer mi?" diye soruyordu dün.
Ama günlük hayat Deniz Baykal'ı yalanlayan sürprizler yaratıyor.
Baykal ve Erdoğan
Baykal'ın dün koltuk aşkına hayalet taşladığı saatlerde Başbakan Erdoğan Amerika'nın Irak politikalarını eleştiriyor ve şu uyanyı yapıyordu:
"Türkiye'nin hukuku dikkate alınmadan atılan her adım bölgede yangının büyümesi dışında bir işe yaramaz. Oradaki huzursuzluk bizim huzursuzluğumuz. Bizi huzursuz etmeye kimsenin hakkı yok.."
Başbakan aynı konuşmasında başka bir "uluslararası güç"ün yani IMF'nin dayattığı programa sadık kalmanın hasadını sahiplenerek övünüyordu.
Çünkü bütçe açığı 15,5 katrilyon lira eksiği ile gerçekleşmiş, faiz giderlerinden de geçen yıl 9,6 katrilyon lira tasarruf sağlanmıştı.
Baykal'ın egoizmi ve komplo vehimleri uyandırmaya dönük çabaları CHP'yi her gün halktan ve ülke gerçeklerinden daha fazla koparacaktır.
İyi şeylere "iyi" diyemeyen bir muhalefetin eleştirileri de inandırıcı olamaz.
Yaptıklarını yarın Avrupalı sosyal demokratlar da "kabul edilemez" görüp teşhir ettiğinde Avrupa Birliği'ni de mi komplocu düşmanlar sınıfına koyacak?
Medya Türkiye'nin ve CHP'nin kötülüğünü istiyor olsaydı Baykal'ı eleştirmez, alkışlardı.
CHP'ye dönük yenileşme ve demokratikleşme taleplerinin kaynağı halktır.
Hayal ve gerçek
Siyaset mezarlığı, yeni fikirler ve değerlerle çatışmanın getirdiği başarısızlıkların suçunu medyaya yıkan liderlerle dolu..
Haberin Devamı

