Hayal ve gerçek

Kaynağı belirsiz yalan haberlerin çoğalması İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nı isyan noktasına getirdi.Başsavcı Aykut Cengiz Engin’in tepkisi boşuna değildir

Haberin Devamı

Kaynağı belirsiz yalan haberlerin çoğalması İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nı isyan noktasına getirdi.

Başsavcı Aykut Cengiz Engin’in tepkisi boşuna değildir.

Hrant Dink suikastı ile ilgili uçuk haberler, artık soruşturmanın gidişini etkilemekten öteye Türkiye’nin uluslararası itibarına zarar verecek hale gelmiştir çünkü.

Jandarma ve polisin, suikast zanlısı ile hatıra fotoğrafı çektirmesi, olayda derin devletin parmağı olduğu şüphelerine zaten yeteri kadar malzeme taşımışken buna son günlerde yenileri eklenmiştir.

Meselâ suikast anında Ogün Samast’ın yalnız olmadığı, azmettirici olarak tutuklu bulunan Yasin Hayal’in de orada olduğu hatta tetiği Ogün’ün değil onun çektiği iddia edilmiştir.

Hayalin ötesi
Bu yetmemiş, Ogün Samast’ın Bayrampaşa Cezaevi’nde kahraman gibi karşılanıp ayaklarının altına kırmızı halı serildiği, ilâçlanan odasına plazma TV konulduğu yazılmıştır.

Başsavcı Engin dün bu tür haberlerin bilgi kirliliğine yol açtığını, toplumda yanlış beklentiler yaratacağı için de sonuçta çıkacak yargı kararını tartışılır hale getirebileceğini söyledi.

Tespitler ve endişeler tümüyle doğrudur.

Nitekim olay yeri kayıtlarında Yasin Hayal olduğu iddia edilen kişinin cinayet masasında görevli bir memur olduğu belirlenmiş, cezaevi ile ilgili yalan da “Allah düşürmesin” dedirtecek çirkinlikte, zemininde böceklerin gezdiği cezaevi koğuşu gazetecilere gösterilerek kanıtlanmıştır.

Bilgi toplumu
Tamam ama ortada Türkiye’ye büyük zarar veren, halkı rencide eden bir suikast var. Medya gerçeği elbette arayacak, soruşturmayı karartmakta menfaati olanlar da boş durmayacaklardır.

Sadece “yasalara uyun” demek, hiçbir şey yazmayın demektir. Ona uysaydık, o rezalet fotoğrafların ihbar ettiği çürümeden kamuoyu haberdar olmayacak ve elbette çaresine bakmak için kimse kılını kıpırdatmayacaktı.

Yargı ve polis gibi biz de gerçeği istiyoruz. Toplumun bu kadar ilgisini çeken bir olay hakkında iki kurum da demokratik toplumlardaki örneklerde görüldüğü gibi her gün düzenli medya brifingi verirse her şey yoluna girer.

Yalnız olan biteni öğreneceğimiz bir kaynağa ihtiyacımız bulunmuyor, medyanın aynı zamanda kendisine gelen haberlerin sağlığını kontrol ederken danışacağı yasal bir makama da her an ulaşma imkânına sahip olması gerekiyor.

Bizdeki devlet çarkı, medyaya bilgi vermemeye ve çıkan haberleri de sadece yalanlamaya şartlanmıştır.

Bu, Orta Doğu modeli, çatık kaşlı, otoriter devlet tavrıdır.

AB’ye girmeye heveslendiğimize göre halkın haber alma hakkını kutsal sayan bir dünyada yaşamak istiyoruz demektir. O zaman yeni bir zihniyeti benimseyecek, ona göre yapılanacağız.

Bu tecrübe bize bu yeni zihniyeti ve kurumlarını kazandırırsa ne mutlu!

DİĞER YENİ YAZILAR