Ecevit’in cenazesinde şahlanan duyarlılığın bana iki hayal kurdurduğunu yazmıştım hani...
Yüz binler bağırıyordu:
“Türkiye laiktir, laik kalacak!”
Başbakan çıkacak “Ya bazı yanlışlar yaptık veya kendimizi anlatamadık. Bu durumu düzelteceğiz” diyecek; bu bir..
Baykal da Ecevit’in arkasında birleşen yığınları Cumhuriyet’e güvence oluşturan bir bütün olarak seçime taşımak için üstüne düşen her fedakârlığı göstermeye hazır olduğunu ilân edecek. Bu da ikincisi.
Meğer büyük bir dip dalga imiş bu beklentiler. İnternetten yağmur gibi destek yağdı.
İktidara yönelik şüpheler her gün yeni bir kanıtla besleniyor. Milli Eğitim Şûrası’ndaki imam hatip merkezli meydan okuma tavrı, korkuların sebepsiz olmadığını düşündürüyor.
Mesajlar halkın özlemlerine ışık tutuyor. Meselâ en yaygın hayal, Cumhurbaşkanı Sezer’in nisan sonunda solun başına geçmesidir.
Dürüst ve adil kişiliği ile Sezer gerçekten de solun uzun zamandır aradığı birleştirici önder olabilir.
Soldaki liderler güç birliği ararken Batıdaki örnekleri inceliyorlar. Zaman kaybıdır.
Seçim sistemimiz tek çatı altında seçime girmekten başka yol bırakmıyor. O zaman güvenilir ve kişisel ihtiraslarını aşmış bir önder etrafında birleşmek dışında çare yoktur.
1970’li yılların sonunda Alman sosyal demokratlarının modeli örnek alınabilir. Brandt partinin, Schmidt de hükümetin başında idi.
Bizdeki solun Willy Brandt’ı Sezer olur, iktidar şansını elde ettiği zaman parti Schmidt’ini de bulur çıkarır.
Hayal kurmak bedava ya Başbakan da payını alıyor.
Erdoğan da Köşk’e çıkarken şu bildirimi yapıyor:
“Sevgili eşim devlet protokolünün gerektirdiği durumlarda başını açmaya, türbanını ise bunun dışındaki hayatında kullanmaya karar vermiştir!”
Hayaller gerçek olsa...
Sezer fanatizmi
Son zamanlarda yükselen bir Sezer fanatizmi gözlüyorum.
Geçen gün Milli Eğitim Şûrası’na mesaj göndermemesi nedeniyle yanlış yaptığını yazdığım için sitemden ağır eleştiriye kadar geniş bir yelpazede yığınla tepki aldım.
Hem şaşırdım, hem de ülke yararına değerlendirebileceği büyük bir güce sahip bulunduğu için Cumhurbaşkanı Sezer hesabına sevindim.
Ama öncelikle tepki gösteren okurlarıma söylemem gereken şeyler var:
Sezer, kişisel prestiji ile takviye olmuş Cumhurbaşkanı gücünü pasif değil aktif olarak kullanmalıdır. Ben bunu anlatmak istedim.
Cumhurbaşkanı’nın mesajı iktidarın orada yapmaya çalıştığı yanlışlara destek sağlamazdı. Tersine Şûra’da baskıya alınmış laik duyarlılığa belki cesaret verirdi.
İktidarın gözünde eğitim eşittir imam hatip, özgürlük eşittir türban...
Sessiz kalmanın anlamlı bir protesto sayılacağı dönemleri yazık ki çoktan geride bıraktık!
Hayal üstüne
Ecevit’in cenazesinde şahlanan duyarlılığın bana iki hayal kurdurduğunu yazmıştım hani...Yüz binler bağırıyordu:“Türkiye laiktir, laik kalacak!”
Haberin Devamı

