Yargıtay Başkanı Gerçeker’in tesbiti yerindedir. Telekulak korku ve kuruntusu geride kaldı.
Toplum bu faşist baskının ahlâksız müdahalelerin korku evresini geçip pençesine düşmüş haldedir.
Hukuk hocalarının hocası rahmetli Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun unutulmaz sözüdür: “Hukuk ve adalet etrafımızı çevreleyen havaya benzer. Kirlenmezse varlığını farketmezsiniz. Değerini kirlenme başlayınca anlarsınız..”
İnsanlara ülkenin havası niçin her gün biraz daha boğucu gelmeye başladığı sorusunun cevabını burada aramak gerekiyor.
Niye susuyorlar?
Küreselleşmenin erdemleri üstüne yapılmış methiyelerden etkilenen insanlar Batılı kurumların ve Batılı müttefiklerin Türkiye’deki hukuk ve ahlâk dışı tertiplere neden tepki göstermediklerine anlam vermekte zorluğa düşüyorlar.
Evet Türkiye’nin önemi çok artmıştır. Türkiye’de Amerika ve Avrupa Birliği’nin “bir dediğini iki etmeyen bir iktidar” bulunması çıkarları yönünden büyük şanstır.
Bu şansı tepe tepe kullanmak varken riske sokmak akılcı görünmeyebilir.
Ama Batı medyasında giderek artan eleştirel haber ve yorumlar Türkiye’de çağdaş bir yargıdan ziyade “engizisyon” işlediğini telefon dinlemeleri yoluyla insanların mahremine tecavüz edildiğini yansıtmaya başladı.
Tek parti devleti
Önceki gün New York Times, Amerikalı bir uzmanın şu görüşüne yer veriyordu:
“Ergenekon, Türkiye’nin çoğulcu bir demokrasi olma yolunda attığı önemli bir adımı değil, otoriter bir tek parti devletine doğru gidişi temsil ediyor.”
Batı medyasının cehennem tasfirleri halâ kendi gözlemlerine dayanmıyor uzmanları yansıtıyor.
Peki gerçekle bire bir yüzleştiklerini ne zaman göreceğiz?
Şu anda ilgisizlik sürüyor. Çünkü Batı medyası kendi toplumlarında olsa kıyamet koparacakları ihlâller karşısında meraklı seyirci durumunda kalıyor, değerlerini savunan namuslu taraf gibi davranmıyor.
Ama bu utanç verici iki yüzlülük sonsuza kadar sürmeyecektir, süremez.
Batılı siyasetçiler hem kendi kamuoylarındaki uyanıştan hem de Türk halkının diktatörlüğe sürüklenişe itirazından etkilenecektir.
Tabii ki iktidarı ele geçiren ihtirasın doğuracağı tehlikelerden kurtulma şansını güçlendirecek olan şey halkın bir an önce gerçekleri görmesidir.
Halkı aydınlatacak olan kişi ve kurumlara karşı iktidarın sergilediği acımasızlık ve yasaları çiğnemekte gösterdiği cüret şaşırtıcı değildir.
Yandaş medyayı genişletmek konusunda tatmin edilmez görünen ihtiras ve bu yolda göze alınan terör yöntemleri, ülkeyi daha zor günlerin beklediğini haber veriyor.
Başbakan, ahlâk ve adalete dayanmayan iktidar eylemlerinin halktaki uyanışı tahrik ettiğini görmüyor mu?
Uyarı sinyalleri sıklaşan anketlere inanmıyor mu acaba?
Hava neden boğucu?
Haberin Devamı

