Hasta kazlar

Tıp teknolojisinin harikalarından MR, hastalıkların teşhisine büyük kolaylık ve hız kazandırdı. Bu imkân, yanlış teşhislerin yarattığı sağlık risklerini, onunla birlikte zaman kayıplarını da büyük ölçüde önlüyor.

Haberin Devamı

Tıp teknolojisinin harikalarından MR, hastalıkların teşhisine büyük kolaylık ve hız kazandırdı.

Bu imkân, yanlış teşhislerin yarattığı sağlık risklerini, onunla birlikte zaman kayıplarını da büyük ölçüde önlüyor.

Ama bu imkândan bütün toplumlar aynı kolaylıkla yararlanamıyor. Ahlâki çürüme yaşayan toplumlar sömürülüyor, soyuluyor.

VATAN'ın haber ekibi sadece İstanbul'da 154 MR merkezi bulunduğunu tespit etti.

Sağlık turizminden büyük para kazanan Londra'da bile 20 dolayında MR merkezi bulunduğu düşünülürse, bu pahalı yatırımın Türkiye'de ne kadar hesapsız, plansız ve kontrolsuz yapıldığı anlaşılabilir.

Çokluğun tek yararı, parasını ödeyen herkesin bu hizmeti hiç beklemeden satin almasıdır. Londra'da günlerce beklemek gerekebiliyor.

Fakat bu avantajın bize çok pahalı maddi ve manevi maliyeti var.

Genellikle hekimlikten gelmeyen sermaye sahiplerinin kurdukları bu merkezlerin birçoğu, pahalı yatırımlarının karşılığını kısa zamanda çıkarmak için hekimlik etiğini ayaklar altına alan işler yapıyorlar.

Hasta başına komisyon ödeyerek birçok doktorun kendilerine müşteri göndermesini sağlıyorlar. İçlerine kurt düşürülen insanlar, gerekli olmasa bile MR çektirip güçlerinin üstünde para ödemeye mecbur bırakılıyor.

Teşebbüs özgürlüğü bir haksa, kötüye kullanılmasını önlemek de kamu otoritesinin sorumluluğudur.

İnsanları, en zayıf anlarında yolunacak birer kaz durumuna düşüren bu onur kinci sömürüye artik bir son verilmelidir.

Tabipler Odası, ihtiyaç sertifikası alınmadan yeni MR merkezleri açılmamasının bir çare olduğunu savunuyor.

Çare bu mudur bilmiyoruz. Ama hükümet bu soygunu derhal durdurmalıdır.

Ağlayın, açılın!
Tansu Çiller giderken ağlamış..

Ne kadar ağlasa yeridir..

Yakında ANAP da yeni liderini seçecek.

Mesut Yılmaz'in da ağlaması lâzım.

Bizce geçmişte kullanılamayan şansların pişmanlığı değil, geleceğe yönelik "son görev"lerin yapılamaması bu göz yaşlarını daha çok hak ediyor.

Çiller ile Yılmaz'in geçmiş günahlarını affettirecekleri bir yaratıcılığı gösterme fırsatları vardı. Siyasi hayatlarını hezimetin zilleti yerine DYP ve ANAP'ı tek çatı altında birleştirmenin hizmeti ile sonlandırabilirlerdi.

Yapamadılar. Ama ihtiyaç duruyor.

Bu görev DYP'de bayrağı devralan Mehmet Ağar'ı ve Mesut Yılmaz'in yerini alacak olan yeni lideri bekliyor.

Merkez sağı AKP doldurmuştur. Geleceğini AKP'nin başansızlığına endekslemiş kitle partisi olmaz.

Ancak birleşmeden doğacak bir dinamik "Burada neler oluyor" merakını çekebilir.

Derebeyleri döneminin çoktan tarihe karıştığını Ağar da, ANAP'ın müstakbel lideri de dileriz geç kalmadan görürler..

DİĞER YENİ YAZILAR