Hassas günler

Haberin Devamı

Önce bu hırçınlığın nedeni hakkındaki düşüncemi yazayım:

Cumhuriyetin yıllardır altını oyanlar, nihayet eşiğe geldiklerini sanmıştı.

Yüksek mahkemenin türbanı iptal kararı onları şaşırtmıştır. Rejim sivil kurumları ile kendini savunmuştur çünkü.

Bu haleti ruhiye önce yargıya karşı saldırganlık üretmiş sonra Silâhlı Kuvvetler’i de içine almaya yönelmiştir.

Kapatma kararı çıkacağı AKP çevrelerinde kesin inanç halini almış görünüyor.

“Kapatılmak kaderse bu felâketi en yüksek menfaati sağlayacak biçimde değerlendirelim.”

Yalnızca yargıyı hasım göstermek, inşa etmeye çalıştıkları mağdur görüntüsü için yeterli gelmiyor oyun kuruculara.

O yüzden askerlerin Anayasa Mahkemesi’ni etkilemeye çalıştığı senaryoları hız kazanmaya başlamıştır.

Kirli çamaşırlar

Telâş büyüyor. Bu kesimin tanınmış bir kalemi geçen gün şu uyarıyı yapıyordu:

“AKP hakkında ne kadar aleyhte haber varsa hepsini ellerinin altında tutuyorlar. Hele şu işler biraz netleşsin, hükümet, bürokrasi, belediyeler ile ilgili ne kadar yolsuzluk dosyası varsa ya da karı-kız hesabı, kaset iddiası, hepsini dökecekler. İktidar ne yapacaksa hemen şimdi yapmak zorunda!”

İktidarın nelere bulaştığını kendi biliyor. Bunları karşı tarafın da bildiğini tahmin ettiği için kâbus görüyor. Ve bu panik tehditler ve hakaretler şeklinde hayata yansıyor.

Dün nihayet Anayasa Mahkemesi, başkan ve üyelerine yapılan saldırıları, hedef gösteren yayınları ve mahkemeyi etki altına almaya yönelik girişimleri kınayan bir açıklama yayınladı.

Yüksek mahkeme, bu eylemler karşısında savcıların hareketsiz kalmasını “düşündürücü” diye nitelerken onlara görevlerini hatırlatan bir çağrı da yaptı.

Bu arada “2’nci Paksüt Vakası” diyebileceğimiz bir olay yaşadık.

Hakim gibi yaşa!

Taraf Gazetesi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün, türban ve kapatma davaları arasında (4 Mart) Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Orgeneral İlker Başbuğ ile “gizli bir görüşme” yaptığını yazdı.

Paksüt iddiayı hemen cevapladı. Haberin, takip edilmekte olduğundan başka bir şey ispat edemeyeceğini söyledi.

“Bağdat’ta büyükelçilik yapmış eski bir dost olarak komutana tecrübelerini paylaşmak için gittiğini” anlattı.

Haberin “Askerlerden mahkemeye baskı geldiği” yolunda bir kasta hizmet ettiğini savundu.

Doğru olabilir... Ama yargıçlar da bu gerçeği bilerek hareket etmek zorundadırlar.

Yaş tahtaya basmamak yıpratma çabalarına çanak tutacak tavırlardan sakınmak, ihmal edemeyecekleri tedbirlerdir.

Paksüt’ün bu alanda kusurları oldu. Hâkim gibi izole yaşamak mecburiyeti eski bir büyükelçi ailesine sıkıcı gelebilir ama şartlar özveri gerektiriyor!



DİĞER YENİ YAZILAR