Başkan Clinton, dünyanın kaderini Türkiye'nin belirleyeceğini söylemişti.
"Önümüzdeki yüzyılın, Türkiye'nin bugünkü ve yarınki rolünü nasıl tanımlayacağına bağlı olarak şekilleneceğine inanıyorum.."
Tarih 1999 Kasımı idi. Amerika İslâmî terörün 11 Eylül saldırısına henüz hedef olmamıştı.
Clinton o gün Türkiye'nin Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya'nın kesiştiği noktada bulunduğuna işaret ettikten sonra Batı ve İslâm dünyasının barış ve uyum içinde birleşmesi hedefine şu şartı koydu:
"Eğer Türkiye, istikrarlı, demokratik, laik bir İslâm ülkesi olarak Avrupa'nın tam bir parçası olabilirse, gelecek daha iyi şekillenecektir."
Medeniyetler çatışması kâbusu 11 Eylül'den sonra ihtimal olmaktan çıkmış, eyleme dönüşen ciddi bir tehdit halini almıştır. Türkiye de ortaya çıkan ve meydan okuyan bu somut tehdidin göğüslenmesi için vazgeçilmez özel ve örnek güç konumuna yükselmiştir.
Gerekirse parayla
New York Times Gazetesi'nin itibarlı yazarlarından Thomas Friedman, Türkiye'nin demokratik ılımlı İslâm'ın modeli olarak güçlendirilmesi için AB'ye alınması gerektiğini savunan bir makale yazdı.
"Türkiye'nin AB üyeliği o kadar önemlidir ki kabul edilmesini kolaylaştırmak için ABD'nin AB'yi sübvanse etmeyi dikkate alması gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Amerikalı yazar, AB "Türkiye bize büyük ve ağır gelir, mali olarak taşıyamayız" diye tereddüt gösterirse, Washington'un bu yükü hafifletmek için Avrupa'ya yardım yapmasını öneriyor..
Yazar, Kasım'da hedef olduğu kökten dinci terör saldırıları karşısında Türkiye'nin tarihi rolünü hak eden bir sınav verdiğine inanıyor. Saldırılar ardından etkilendiği olaylara yönetimin ve okurlarının dikkatini çekiyor.
Nedir bunlar?
Etkileyen olaylar
1. Politikacılann kökten dincilerden korkmayan kararlı duruşları,
2. Başbakan'ın iki sinagoga yapılan saldırılar ardından Hahambaşı'nı ziyareti,
3. İntihar bombacılarının anne ve babalarının tutumları.. Çünkü hiçbiri çocuklarının intiharını kutlamamıştır.
Yazar bu göstergeleri şöyle yorumluyor:
"Çünkü onlar bu tür saldırıların utanç verici ve İslâm'ın ılımlı Türk versiyonuna aykırı sayıldığı hür bir toplumda yaşıyorlar.."
Hükümet, Türkiye'nin yelkenlerini dolduran bu rüzgân iyi değerlendirmelidir.
En zor engeller aşılmış, AB'den müzakere tarihi almanın koşulları yerine getirilmiştir.
Önümüzdeki kritik ayları, kâğıt üzerinde gerçekleşmiş demokratik reformları hayata geçirerek ve Kıbrıs sorununun çözümü yolunda samimi bir irade göstererek kullandığımız takdirde vuslat, yani kavuşma gerçekleşecektir.
Türkiye artık cesaret kıran, hız kesen kuruntuların etkilerine kendini mahkûm etmemelidir.
2004'e iyi bir hasat zamanının umudu, heyecanı ve çabası yakışır.
Hasat zamanı
Başkan Clinton, dünyanın kaderini Türkiye'nin belirleyeceğini söylemişti
Haberin Devamı

