Demokrasinin tıkandığı yerde zorbalık olur. CHP dün tarihinin en elem verici kurultayını yaşadı.
Bu kurultaydan sağlıklı bir doğum zaten beklemiyordu. Çünkü bir tarafta partinin değişme ve gelişme umutlarını tıkadığı halde koltuğuna yapışmış bir lider, karşısında da değişim dalgasının üstüne binmenin zamanını iyi keşfetmiş ihtiraslı, fakat handikaplı bir rakip vardı.
Sarıgül'ün lider birikimine sahip olmadığı için CHP'nin kaderini değiştiremeyeceği savlarını Tayyip Erdoğan tecrübesi çürütüyor. O nedenle değişim talebi her şeye rağmen alternatifsizlik nedeniyle Sarıgül'e sanlarak hedefine ulaşabilirdi.
Ama bunun için demokratik bir yarış ortamı gerekir. Oysa kurultay, hınçlanmış grupların birbirleri üstüne salındığı, savunma hakkının bile hor görüldüğü bir arenaydı.
Partinin kurucusu Atatürk'ün manevi himayesini temsil eden posteri önünde Divan Başkanı yumruk yedi, sandalyeler havada uçuştu, lider adayına ve bir belediye başkanına kafa atıldı.
Taktik ve tahrikler
Partide demokrasi ve adalet kalmadığını kanıtlayan en çarpıcı örnek, Divan Başkanı'nın taraflı tutumu idi.
Baykal konuşmasında Sarıgül'ü yolsuzluk ve rüşvet konusunda devrim mahkemeleri savcılarına yakışacak ifadelerle suçladı.
Divan Başkanı buna rağmen "sataşma yok" diyerek Sarıgül'e cevap hakkı tanımadı.
Baykal, CHP'ye yeni ufuklar vaad eden bir umudu uyandırma zahmeti göstermemekle beraber Sarıgül'ü rüşvet ve yolsuzlukla suçlarken etkileyici olmakta hitabet yeteneğini başarı ile kullanmasını bildi.
Ama Sarıgül'ün beraberinde getirdiği yandaşların saldırganlıkları, sanıyoruz kurultay iradesini, konuşmalardan daha fazla etkilemiştir. "Yağmurdan kaçarken doluya tutulma" korkusu değişim cephesinde büyük fire yaratmıştır.
Yani Sarıgül, ince taktiklerin, kaba tahriklerin tuzağına düşmüştür.
Baykal'a mesaj
Dünkü kurultay Baykal'ın zaferi değildir. Kurultay, yolsuzlukla ilgili yüksek maliyetli zararlarla parti daha çok yıpranmasın diye dün değişim fırsatını kullanmamıştır.
Kurultay'ın mesajı nettir: Sarıgül'le olmaz ama Baykal'la da olmuyor!
Bu gerçeği okumak için Baykal'ın kara listesine gireceklerini bile bile Sarıgül'ün adaylığına 364 delegenin imza atmayı göze alması yeterlidir.
Yani kurultayın üçte biri, "yetersiz" denilen ve rüşvetle suçlanan bir adayı bile Deniz Baykal'a tercih edebilmiştir.
Batılı bir lider bu durumda çekilirdi.
Baykal önümüzdeki dönemde disiplin kurulunu tasfiye makinası gibi kullanarak parti içi muhalefeti yok edebilir ama değişim mecburiyetini unutturamaz.
Ya değişim talebini özveri göstererek kabullenecek veya ilk seçimde iktidarla birlikte ana muhalefet partisi konumunu da sağ partilere terketmenin vebali altına girecektir.
Harp Partisi!
Demokrasinin tıkandığı yerde zorbalık olur. CHP dün tarihinin en elem verici kurultayını yaşadı
Haberin Devamı

