Büyüklerimizin yeni evlenen gençlere niçin devamlı “En az üç çocuk” öğütlediklerini şimdi anlıyoruz...
Üniversite bitirmiş gençler bile boş gezerken “bunlar neye güveniyorlar?” diye merak eder dururdum.
AKP’nin eski Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin çocukları ile ilgili “başarı”ları öğrendiğim için artık tahmin edebiliyorum:
İktidar önderleri aile çevreleri içinde sürekli “tuttukları altın olan” gençler çocuklar görüyorlar.
Onları kısa zamanda zengin eden yaratıcılığı bütün gençlerin gösterebileceklerini sanıyorlar herhalde.
Cumhurbaşkanı Gül’ün, Başbakan Erdoğan’ın ve eski Maliye Bakanı Unakıtan’ın çocukları girişimci ruhları sayesinde kanatlandılar adeta. Elde ettikleri zenginlik ve parlak gelecek onlarla sınırlı kalmayacaktı elbet.
O öncülerin arkasındaki zincirin halkaları kimleri temsil ediyor bilmiyoruz ama Osman Pepe’nin genç oğulları, Gürcistan’da kotardıkları kârlı bir anlaşma ile dün “Biz de varız” haberini verdiler.
Başarının hikâyesini kısaca anlatmak gerekirse Pepe ailesi “Enerji açığı olacak” uyarısını 2007 seçimleri sırasında aldı. Seçim meydanlarında Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe “kuşkulu serveti” ile ilgili eleştirilere hedef olduğuna bakmadan iki adamına bir enerji şirketi kurdurdu.
Seçimden sonra şirketi oğullarının üstüne geçirdi. Sıra Gürcistan Devlet Başkanı’na Türkiye’yi ziyaretinde gösterdiği yakınlık sayesinde kurduğu özel ilişkiyi değerlendirmeye gelmişti.
İşler Çoruh nehrinin suları gibi aktı, gitti. Pepe’lerin şirketi, Çoruh nehrinin üstünde 7 tane hidroelektrik santrali kurmak için ön anlaşmayı yaptı.
Üretime iki yıl sonra başlayacak tesisler yılda 50 milyon dolar ciro yapacak. Pazar garanti; Yüzde 60’ı Türkiye’ye, gerisi Gürcistan’a..
Şimdi merak edilen şu: Santrallar 200 ile 250 milyon dolar arası bir kaynak gerektiriyor.
Pepe’ler bu parayı nereden bulacak?
Meclis paranın kaynağını merak edecek mi?
Pepe’nin bakanlık nüfuzunu suiistimal edip etmediği araştırma konusu yapılacak mı?
Hayal görmemek lâzım. Alman yargısının mahkûm ettiği Deniz Feneri bile söndürülemedi. Bu düzende iktidar mensuplarının elde ettiği “başarı”ların altında haram var mı, yok mu; kimse merak edip araştırmaz.
Hiç değilse, gençlerin kolay görecekleri yere bir teselli sloganı assalar:
“Nazar etme ne olur;
Çalış, senin de olur!”
Hayırlı etkiler olsun!
Boğaziçi Üniversitesi’nin hocaları aydın vicdanının bu ülkede tamamiyle öldürülemediğini gösterdiler.
Öğretim üyeleri isteklerini çok net belirttiler:
“Amacımız kesinlikle adaletin yerine getirilmesini engellemek değil. Ama tutuklama rejimi ile ilgili usul ve kurallara riayet edilsin. Tutuklama fiili cezaya dönüşmesin.”
Dün baktım VATAN ve bir-ikisi dışında hiçbir gazete ön sayfalarına koymamış haberi. Demokrasimizin hayat emareleri gösterdiğini anlatan müjdeyi okurlarından saklamışlar.
LDP Başkanı Cem Toker dün uyarıyordu:
Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler’in basın özgürlüğü sıralamasında Kenya, Uganda, Mozambik’in altında 122’nci sırada yer alıyor.
Normal, çünkü iğrenç bir sansür ve otosansür hüküm sürüyor. “Böyle bir ülkede hiçbir seçime ve referanduma demokratik, hür ve adil denilemez.”
Time dergisi Erdoğan’ı dünyanın en etkili 17’nci lideri seçmiş.
Sevinmek hakkıdır ama etkinliğini hangi kaynaktan alıyor; dürüstçe kontrol etmeli!
Harika çocuklar!
Haberin Devamı

