Başbakan inandırıcılık bakımından herhalde hiç bu kadar dibe vurmamıştı!
Mal varlığını açıklamayacağını biliyorduk. Ama savunduğu değerlerden bu kadar uzaklaşacağını tahmin edememiştik.
Medyaya bir hafta oynayacağı "çelik-çomak" vereceğini söylemişti. Konuşmasındaki yanlışlar, rakiplerinin eline AKP'nin sırtında kıracağı sopalar vermiştir.
Maliye Bakanı Unakıtan'ın ektiği rüzgârın fırtınaya dönüşen hasaü, Başbakan Erdoğan'ı istemese de mal varlığını açıklama borcu altına sokmuştu.
Başbakan dünkü grup konuşmasını bu meseleye tahsis etti. Her şeyi söyledi ama halkın beklediği şeyi söylemedi.
Bir saat konuşup şeffaflık, adalet ve dürüstlük reklâmı yapacak, verilemeyecek tek kuruşluk hesaplan bulunmadığını uzun uzun anlatacak yerde mal varlığını açıklayıverse benzeri az görülmüş bir zafer kazanacaktı.
Lâfa boğulduk
Öyle bir durumda temiz siyasetin önündeki kirli duvar yerle bir olacaktı. Bu yürekli adım, iktidar gücünü haram kazançlara dönüştüren çarklara çomak sokan başka tedbirleri de beraberinde getirecekti.
Bundan on yıl önce "Temiz Eller" Savcısı Di Pietro Türkiye'ye geldiğinde şunu demişti:
1. Kamu yöneticileri kazançlarını nereden sağladıklarını ispat etmek zorunda olmalı;
2. "Nereden buldun" diye sorulabilmeli. Yolsuzluk başka türlü önlenmez!
Başbakan, sıkıştığı köşeden kurtulmak için Atatürk'ü bile kullanacak yerde iki dakikada mal varlığı listesini okusaydı, siyasi tarihin en etkileyici, en hayırlı devriminin yolunu açacaktı.
Yapamadı bunu. Şimdi herkes "Üç yılda açıklayamayacağı bir serveti birikmiş olmalı ki hesabını veremeyeceği için lâf kalabalığına getirdi" diyecektir. İnternete yansıyan vatandaş tepkileri bu kanaatin şaşılacak yaygınlıkta olduğunu gösteriyor.
Kaçmanın bedeli
Mal varlığını gizlemesinin imkânsız hale geldiğini Başbakan da görmüştür. Ama doğacak riskler gözünde büyüdüğü için bir hileye başvurmuştur. Neymiş?
Yasa, mal bildiriminin açıklanmasına imkân vermiyormuş.
Toplum vicdanının hangi talebi işlerine gelmiyorsa o noktada beyaz yalanlara başvuruyorlar. Mesela dokunulmazlıktan kaldırma vaadinden yan çizerken "Bürokratlarınkiyle birlikte kaldırılacaksa kaldıralım" demeye devam ediyor.
Oysa bir rektör bile dokunulmaz değildir. Van Rektörü Aşkın'ın tutuklanması ile AKP'nin savı çöktü. Ama ne gam? Nasılsa bu gerçeği göremeyenler, seçim kazanmasına yetecek kadar çoktur ülkede!
Aynı şekilde son olay: Başbakanın mal varlığını kendi iradesi ile açıklamasına hiç bir yasal engel yoktur.
AKP döneminde Türk ekonomisinin bazı müzmin hastalıkları düzelmiş, ekonomik varlıkların değerlenmiş, irticai örgütlenmenin tırmanışına rağmen siyaset de istikrardan nasibini almıştır. Bunlar doğru...
Ama bu durum Başbakan'a sıkıştığı her köşede "Üstüme gelirseniz, siz kaybedersiniz" diye tehdit savurma hakkı vermez. Böyle demokrasi, hukuk devleti olmaz.
Bizce AKP son zamanlarda giderek sıklaşan bir tempo ile kendi ayağına ateş ediyor!
Harcanan fırsat
Başbakan inandırıcılık bakımından herhalde hiç bu kadar dibe vurmamıştı! Mal varlığını açıklamayacağını biliyorduk. Ama savunduğu değerlerden bu kadar uzaklaşacağını tahmin edememiştik...
Haberin Devamı

