Muzır özgürlük olur mu? Olmaması gerekir. Çünkü zarar verici hale dönüştüğünde demokrasi yaşayamaz, biter.
Emine Ülker Tarhan umut uyandıran bir siyasetçiydi.
CHP’den istifa etti.
İstifa bizde az görülen, o nedenle de değeri yüceltilen bir müessesedir.
Ama Emine Ülker Tarhan’ın durumu sıradan değildir.
İstifa etme özgürlüğünü sorumlulukla dengelemiş olmalıdır.
“Çekildik izzet-i ikbal ile” dizesi istifa etmenin erdemini bir çok siyasetçi için erişilmez kılabilir.
Çünkü onların temsil ettiği umutlar sıradan beklentiler değildir.
Emine Ülker Tarhan’ı temsil eden kaliteler, partisi üstünde maksadını aşan etkiler oluşturabilir.
Muhtemel ki oluşmuştur bile.
CHP tabanında E. Ülker Tarhan’ın temsil ettiği nitelikler özeldir ve parti tabanı onunla övünmüştür. Bu özellik Tarhan’a atfedilen değeri arttırmıştır.
Başbakan Davutoğlu bu gerçeği fark ettiği için Bayan Tarhan’ın istifa metnini elde etmiş ve rekabet ortamında kullanmıştır.
AKP yaklaşan seçimde Tarhan’ın istifa gerekçelerini ölümcül bir satır gibi kullanacaktır.
Gelişi ile CHP’de umut yaratan kadın “iktidar umudu da hedefi de bulunmayan yanlış ve zayıf politikaların merkezi” saydığı partisinden istifa etmeden önce eminim ülkeye ve partiye maliyetini hesap etmemiştir.
Ona sorumluluğunu hatırlatması gereken kişilere gelince de...
Rekabetin hafifleyeceğini düşünerek tuvalette göbek atmışlardır.
Yazık CHP’ye.. Yazık umutlara..
Adalet ters kepçe
İktidar pekçok demokratik geleneceği ezdi geçti.
Yasa üretmekte bizden daha gayri ciddi bir rejim bulamazsınız!
Yargı reformu adı takılan ciddiyet dışı metinler bir toplum için hayatın yeniden düzenlenmesidir.
Böyle adımlar yangından mal kaçırır gibi atılmaz. Bu kadar büyük düzenlemeler bir kaç milletvekilinin imzasını taşıyan yasa teklifi olarak Meclis’e verilmez.
Adalet Bakanlığı’nda tüm boyutları ile tartışılan ve uzlaşılan yasa tasarısı olarak olgunlaştırılır, öyle verilir.
Son sevk yine teklif biçiminde oldu.
Yargıtay’da daire sayısını 8, Danıştay’da ise 2 arttıracak olan teklif yine bakanlığa uğramadan partiden Meclis’e gitti.
Tasarı değil de kanun teklifi ile yasamanın ilerlemesi “iktidar olarak yasamanın işine karışmıyoruz” demek mi oluyor?
Bunu ancak yeni dairelerin hakim ve savcıları seçilirken göreceğiz.
AKP kendi mahkemelerini kendisi kuruyor!

