Harabe

Haberin Devamı

Din sömürüsüne dayanan siyasetin yarattığı tahribat özellikle bizim medya dünyasını değerler harabesi haline getirdi.

Sabah Gazetesi’ni biz kurduk. Beş buçuk yıl öncesine kadar o gazetenin başyazarlığını yaptım. Gazetenin Genel Yayın Müdürü mesleğe İzmir’de benim yanımda başlamıştı.

Gazetenin bir muhabiri VATAN yazarı Ruşen Çakır’ı arayıp “Veli Küçük’ün tuttuğu istihbarat servislerine yakın gazeteciler listesinde adınız var, ne diyorsunuz?” diye soruyor.

Ardından 40’ı aşkın gazetecinin ismini içeren o listede benim adımın da yer aldığını söylüyor.

Mesleğe benim başlattığım, usta-çırak ilişkisi içinde onlarca yılı beraber geçirdiğimiz Genel Yayın Müdürü’nün o haberi gördüğü zaman şunu demesini beklerdim:

“Güngör Mengi’yi tanırım. Eğer onun ismi ajan gazeteci diye listeye girmişse atın çöpe haberi, yalandır. Suçlanan gazetecileri de hiç aramayın. Bizi bazı alçaklar kullanmak istiyor olmalı!”

Bu konuda tevazu gösteremem. Kendimi böyle bir imtiyazı hak etmiş sayıyorum. Çünkü 49 yıl bu mesleği, kamu hizmeti kutsallığı atfederek icra ettim. Mesleğin namusunu kendi namusum bildim.

Bugün laik, demokratik hukuk devletini güvence altına alan Anayasa’yı delmeye çalışan zihniyet, cumhuriyet değerlerini savunan kalemlere karşı devlet terörü uyguluyor.

Bir grup maceracı ve zavallı insanın gücünü abartarak darbeci bir hayalet üretiyor, sonra iktidarın laiklik karşıtı eylemlerine direnen kalemleri, o çete ile ilişkilendiren uydurma haberlerle kirletmeye ve sindirmeye çalışıyorlar.

Bazı meslektaşlarımız da bu rezil oyunda kendilerine verilen rolü oynuyorlar!

Kötü bir kaderdir bu.. Bir gazetecinin ruhunu müebbeden çöplüğe mahkûm etmesidir!

Onurlu insanları aşağı çekmeye çalışarak zilletten kurtulmuş yalancı, itibarını geri almış fitneci bulamazsınız tarihte.

AKP’nin daha önce yayınlanmış “kara liste”sinde adları geçenler şimdi Veli Küçük’ün listesinde gösteriliyor.

SABAH’ı yönetenler “Bu aşağılık oyunu aynı yerden tezgâhlıyorlar ve bizi de fena halde kullanıyorlar” demiyorlar mı?

Bu rezilliği görmüyorlar mı? “Ekmek parası için” bile olsa bu zillete katlanılmaz.

Yazık onlara. Allah kurtarsın!

Gizli gündem

Başbakan AKP’nin “gizli gündem”i olduğunu iddia edenlere çok öfkeleniyor.

Ama son çıkışları bu şüphenin vehim olmadığını düşündürüyor.

Bosna’ya giderken parti kapatma davası ile Ergenekon’u ilişkilendirenlere kızıyor, onları “yargı ile yürütmeyi karşı karşıya getirmeye çalışmakla” suçluyordu.

Oysa bu yanlışı kendileri yaptı. Şu savunmaya mim koymak lâzım:

“Bu kadar muktedirsem o zaman partimin kapatılması davasını önlerdim.”

Kendini muktedir hissettiği zaman gücünü nasıl kullanacağını gösteriyor bu sözler.

Önceki gün Bulgaristan’da da bir açık verdi:

Gerilim olmasın diye türban için 5 yıl beklediğini, o yüzden geri adım atması için yapılan çağrıları gerçekçi bulmadığını söyledi.

Bu da itiraf değil mi?

Başbakan birinci dönemde türbanı bekletmiş, yüzde 47’yi bulduğu için harekete geçmiş... Acaba şu anda gizli gündemin hangi maddesi kuluçka makinesinden çıkacağı günü bekliyor?

“İktidar nasıl adım atmalı, anlatsınlar da öğrenelim” diyor. Basit:

AKP “türban yalnız üniversitede serbest olacak” demiyor mu?

Bunu garanti etsin. “Okullarda ve kamu kurumlarında asla kullanılmayacağına” dair anayasal güvence sağlasın!

Ama hayır; dinci hamlelerin ucu daima açık olsun istiyorlar.

DİĞER YENİ YAZILAR