Yargıtay Ceza Genel Kurulu'ndan benzer iki ayrı davada birbirine zıt kararlar çıktı.
Laiklik karşıt propaganda yaptığı gerekçesiyle yargılanan Milli Gazete yazarı Selahattin Aydar 13'e karşı 14 oyla beraat ettirilmişken aynı gazetenin diğer yazarı Şevket Eygi'ye 4'e karşı 24 oyla mahkûmiyet kararı verildi.
Birinci kararda "laiklik dinsizliktir" demeyi düşünce açıklama olarak niteleyen ve laikliği devlet güvencesinden çıkarıp toplumun sahipliğine emanet eden Yargıtay ikinci davada görüş değiştirdi.
İlk karar "laiklik karşıtlığı şiddet içermedikçe suç sayılmaz" görüşüne dayanırken ikinci karar "laikliğe karşı propagandanın halk arasında kin ve düşmanlık yaratma amacına yönelik suç" olduğu tespitine dayanmıştır.
Aynı şekilde birinci karar "laikliği korumak yasaların değil halkın görevidir" derken ikinci karar "laikliği korumak hukukun görevidir" demiştir. Çünkü rejimin temeli olan laikliği devletin korumasından ayırmak "başka güçler"i devreye sokacaktır.
Yazar Şevket Eygi bir toplantıda şöyle demiş:
"Bir ay içinde aynı konuda taban tabana zıt iki karar verilmiştir. Ben şahsen kendimi bir yanlışlığa kurban olarak görüyorum."
Evet, aynı konuda verilen zıt kararların ikisi de doğru olamaz.
Ama Şevket Eygi "bir yanlışlığa kurban" gitmemiş, belki Selahattin Aydar "bir yanlışlık sonucu" kurtulmuştur.
Adalet de bazen şaşabilir.
Önemli olan o hatanın, rejimin güvenliğini, kamu düzenini ve toplumun huzurunu bozmadan düzeltilmesidir.
Laikliği hukukun güvencesi altına alan Yargıtay doğru bir iş yapmıştır.
Krizi göğüslemek..
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, terör elebaşısı Öcalan'ın yeniden yargılanmasına karar vermişti.
Türkiye bu karara AİHM Büyük Dairesi katında itirazda bulundu. İtirazın önümüzdeki iki ay içinde sonuçlandırılması bekleniyor.
Cumhuriyet'in yazdığına göre Dışişleri Bakanı Gül ve Adalet Bakanı Çiçek, Öcalan'ın yeniden yargılanması yolunu açmak üzere harekete geçmişler.
Ancak bu amaçla Ceza Muhakemesi Yasası'nın yürürlük tasarısına bir madde eklenmesi konusundaki önerileri, iktidar partisi grubunu karıştırmış.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Koksal Toptan bu hazırlığa karşı çıkarken AİHM kararının beklenmesini istiyormuş..
AKP grubunun tepkisi, Koksal Toptan'ın itirazına hak vermek mümkün değildir. Eğer hükümet, yaptırım tehdidi altında mecbur kalacağı bir işi, karar kesinleşmeden kendi iradesi ile gerçekleştirmenin çabasına girişmişse bu tedbirlilik ancak takdir edilir.
Kriz patladıktan sonra akıntıya kapılmaktan, moral ve itibar kaybetmekten bıkmadık mı?
Herhalde Apo uğruna AB'den vazgeçecek değiliz.
Ve herhalde ilk yargılama sırasında ihmal edilen hakların Öcalan'a verilmesinden sonra çıkacağı mahkemenin adaletinden şüphe edemeyiz.
Hangisi yanlış
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'ndan benzer iki ayrı davada birbirine zıt kararlar çıktı
Haberin Devamı

