Hamdolsun!

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan tarihi buluşmadan sonra “Hamdolsun istediğimizi aldık” dedi.

Allah’ın lütfuna şükran ifade eden bu söz, havalar iyi gittiği için iyi ürün almış bir çiftçinin ağzına yakışır da, tarihi bir toplantıyı değerlendiren Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na pek uymuyor.Tuhaf geliyor.

Laik bir rejimin yöneticileri, kutsalı sömürme peşinde koşmuyorsa dine dair söylemleri böyle her fırsatta tekrarlamazlar, sakınırlar.

Ama Başbakanımız böyle şeylere dikkat etmiyor. Hatta kendisi devletin usul ve geleneklerine uyacak yerde tam tersine bizi başka bir siyasetçi tipine alıştırmaya ısrarla çalışıyor. Neyse...

Bu sözün ifade biçiminden çok gerçeği ifade edip etmediğini anlamak bizim için daha önemli şimdi.

Erdoğan’ın üslubu, halkta sınav algısı yaratan her toplantıdan çıkarken istediğini elde etmiş başarılı bir siyasetçi görüntüsü vermeye dayanıyor.

Çünkü çoğunluğun gerçeği tahlil edemeyeceğini, fikir edinmek için güvendiği bir önderin ağzına bakacağını biliyor. Fikri olmayanların da şu anda en çok kendisinin ağzına baktıklarını bildiği için bu avantajını kullanıyor.

Peki Beyaz Saray’daki son zirvenin başarısından bu durumda şüphe duymalı mıyız?

Bizce “Hamdolsun” açıklaması geçmişteki benzerlerinden daha fazla güveni hak ediyor. Çünkü olmayan bir başarıyı var gösteren takiye siyasetine alet olmayacak biri bulunuyordu içerde: Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun.

Aksi olsaydı Orgeneral Saygun şükür duası edecek bir durum bulunmadığını söylerdi.

Toplantıdan sonra Başkan Bush PKK’nın Amerika’nın da düşmanı olduğunu dünyaya ilân etmiştir.

CHP lideri Baykal bile bu sonucu önemseyip takdir etmiştir.

Şimdi merak içinde beklediğimiz Amerika’nın samimiyetini göstermesi, adalet ve özgürlük için savaştığını kanıtlamasıdır!

*****


Lâfa bak!

Adalet Bakanı Şahin, kaçırılıp iade edilen erlerle ilgili sözlerini geri alıp özür dilemelidir.

“TSK’nın hiçbir mensubu böyle bir duruma düşmemeliydi. O gece teröristlerle birlikte gitmiş olmalarını içime sindiremedim. Kurtulmuş olmalarından sevinç duymadım...”

Kurtulan Denizlili erin annesi dün “Bizim ve oğlumuzun onuruyla neden oynanıyor?” diye isyan ediyordu. Haklı.

Türkiye -yanlış bilmiyorsak- yaşama hakkının kutsal sayıldığı çağdaş bir ülkedir. Muhariplerin ya ölmek ya öldürmek dışında bir seçeneğe sahip bulunmadığını bir bakan bile dayatamaz.

Bakan hangi şartlarda teslim olduklarını biliyor mu bu çocukların? Bilmiyor.

Çaresiz bir durumda teslim olmamak, intiharı seçmek demektir. Bakan böyle durumlar için intihar mı öneriyor?

Bu çocukların hakarete değil yardıma ihtiyaçları var. Herkes lâfını bilsin!

DİĞER YENİ YAZILAR