Halkla gelen düğün bayram

Herkes demokrasiden söz ediyor ama pek az kişi halkın tercihlerine saygı gösteriyor

Haberin Devamı

Herkes demokrasiden söz ediyor ama pek az kişi halkın tercihlerine saygı gösteriyor.

Meselâ kamuoyu araştırmalarının tümünde ortak bir eğilim var:

Yüzde 70’in üstünde bir çoğunluk “Cumhurbaşkanı’nı doğrudan halk seçsin” diyor.

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel dün Star’ın “Her Açıdan” programındaydı ve sokakta fikri sorulan on kişiden sekizinin “halk seçsin” dediğini izleyince sevindi.

Çünkü kendisi de bu görüşü savunuyor.

Eski cumhurbaşkanına göre seçim sistemi değişikliğinin Türkiye için yararlı olmayacağı konusunda geçmişte ortaya atılan savların önemi yoktur.

“Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin artık zamanı gelmiştir. Dün öyle olabilir, bugün lâzım olan bu” diyor.

Bu sütunu izleyenler, bizim de aynı görüşü paylaştığımızı, cumhurbaşkanını halka seçtirmenin gereksiz bölünmeleri önlemek yanında pek çok tartışmayı da bitireceğine inandığımızı bilirler.

Başkanlık veya yarı başkanlık sistemine geçmeye de gerek yok. Avrupa’da 17 ülke -ki çoğu bizim gibi yönetiliyor- cumhurbaşkanını halka seçtiriyorlar.

İki satırlık bir anayasa değişikliğinin kabulü, siyasal ve ona bağlı ekonomik depremler yaratma korkuları uyandıran bu ağır problemi “Halkla gelen düğün bayram” çözümüne kavuşturacaktır.

“Cumhurbaşkanı meclisin içinden olsun” veya “Laikliğe bağlılığı şüpheli biri Çankaya’ya çıkmamalı” türünden dilekler ve uyarılar bir anda önemlerini kaybedecektir.

Cumhurbaşkanını biz, aday olduğunu göğsünü gere gere altı ay, hatta bir yıl önce korkmadan açıklayabilecek insanlar arasından niçin kendimiz seçemiyoruz?

Son güne kadar pusuya yatıp siyaseten rehin alınmış milletvekilleri tarafından Çankaya’ya çıkarılan cumhurbaşkanlarına daha kaç dönem mahkûm olacağız?

Sakın haaa!
Doğru işler deniz feneri gibidir, hep ışır...

Vatikan sözcüsü Lombardini, Papa’nın ziyareti sayesinde Türkiye’nin doğu ile batı arasında bir köprü olduğunu yakından gözlemlediklerini dün bir kez daha tekrarladı.

Aynı gün Mekke’den ters bir haber geldi:

Irak İslâm Devrimi Yüksek Konseyi’nin düzenlediği konferansa Irak’a komşu tüm ülkeler davet edilirken Türkiye dışarda bırakılmıştı.

Sebep?. Konsey üyesi El Hekim şöyle dedi:

“Irak’ı kaosa sürüklemeye çalışan Sünni ve El Kaide terör örgütüyle bağlantıları olan çevrelerin İstanbul’da düzenlediği konferansa ev sahipliği yaptığı için Türkiye’yi davet etmedik.”

Dış politika kaleciliğe benziyor. Son dakikada bir gol yersin, yaptığın sayısız kurtarışın önemi kalmaz, yenilginin sebebi olursun.

Sünni-Şii çatışmasında taraf olarak suçlanmak Türkiye’ye yapılabilecek en ağır hakarettir.

Hakareti yapanlar kadar sebep olanlar da suçludur.

Mezhep kavgasında Türkiye’nin ağırlığını bir tarafa koyma hakkını, seçilmiş iktidar bile kendinde bulamaz!

DİĞER YENİ YAZILAR