Politikacılar aklını hakir gördüğü insanları, seçmen kimliği kazandıkları zaman göklere çıkarırlar!
Siyasetçiler bunu oy avcılığı için, inanmadan yaparlar.
Ama bizce demokrasinin bir sihri vardır ve ona saygı göstermek gerekir.
Meselâ vasat insanların ortak aklı, akıllı bir adamın tek başına verdiği karardan genellikle daha doğru oluyor. Demokratik seçimlerin çoğu zaman en isabetli sonuçları ortaya çıkarmasının sebebi burada...
Türkiye’yi bir kaç haftadan beri adeta meydanlar yönetiyor. Yürekleri aynı heyecanı ve aynı kaygıları paylaşan yüzbinler, sanki siyasi örgütleri ile yer değiştirdiler.
Artık halk önde, partiler arkada...
Birliğin gücü
Halkı harekete geçiren bulgu şu:
Dağınık çoğunluklar, örgütlü azınlıklara mahkûm oluyor. Bu tecrübenin ilk büyük örneği 17 yüzyıl önce yaşandı.
“Hıristiyanların dördüncü yüzyıldaki zaferi, Romalı azınlığın Hıristiyan çoğunluğa boyun eğmesinden doğmadı. Bu zaferin nedeni kafası karışmış, kendine güvenini yitirmiş, haris, yenilgiyi kabullenmiş bir çoğunluğun, ne yaptığını bilen ve amacı için hiçbir kişisel zorluktan kaçınmayan bir azınlığa teslim olmasıydı.” (İnsanın Durumu / Lewis Mumford)
Dün de dalga dalga bayrak olmuş Manisa, Çanakkale ve Marmaris meydanları yine yüzbinlerin özlemlerini duyurdular.
Türkiye’de laik cumhuriyete bağlı yığınlar siyasetçilere ve onların yönettiği devlete güven beslemekle yanlış yaptıkları inancına kapılmışlardır. Laik cumhuriyeti korumak amacında buluşan değişik siyasi görüşlere bağlı insanların ortak duygusu, laik cumhuriyetin tehlikede olduğudur.
Demokrat Parti
Financial Times gazetesine verdiği demeçte Abdullah Gül “Ne yaptık da bunu hak ettik. Halkın gösterdiği bu güvensizliğe şaşıyorum” gibi sözler etmiş.
Gül, Dışişleri Bakanlığı görevi nedeniyle sürekli dışarda gezindiği için arkadaşlarının içerde karıştırdığı işlerden galiba pek haberi olmadı!
Neyse, konumuza dönelim.
Halk birlikten doğacak gücün ülkeyi koruyacağına inanıyor. DYP ile Anavatan’ın birleştiği haberinin dün meydanlarda yarattığı coşku belli ki, iki partinin bugün sahip olduğu oyların toplamından fazlasını getirecektir. Bizim millet mağdurlara ve fedakârlık gösterenlere bayılır.
İki merkez partinin birleştiği Demokrat Parti adı hem demokrasi adına büyük başarıları, hem de büyük mağduriyetleri hatırlatıyor. Umarız hayırlı olacaktır.
Sürgündekiler?..
Meydanlar bütünleşmenin solda da gerçekleşmesi istiyor.
Bütün olumlu niteliklerine rağmen Deniz Baykal’ın CHP’deki büyüme kabiliyetini kuruttuğunu, solun birleşerek büyümesi umuduna zarar verdiğini ben de düşünüyorum.
Ama cumhuriyetçilerin korkuları abartma değilse Baykal’ı tasfiye şartına dayalı bir bütünleşme en azından zaman yetersizliğinden ötürü imkânsızdır.
Halkın özlemini cevaplayacak adım bugünkü şartlarda Baykal’ı değil Rahşan Ecevit’i aşarak gerçekleşebilir.
DSP ana muhalefet partisiyle kendini eşit görerek katılmayı reddediyorsa bu ayrılıktan Baykal’ı suçlayamayız.
Ama hiç değilse CHP’lileri birleştirmeli.
Baykal, kendisinden daha az CHP’li olmayan Hikmet Çetin, Mehmet Moğultay, Celâl Doğan, Ercan Karakaş, Seyfi Oktay ve daha sayabileceğim onlarca isim dışarda bırakıldıkça adını temize çıkaramaz.
Meydanlardan yansıyan özlemlere “hesap” yapmadan saygı göstermelidir!
Halkı dinleyin!
Politikacılar aklını hakir gördüğü insanları, seçmen kimliği kazandıkları zaman göklere çıkarırlar!
Haberin Devamı

