Bu internet denilen alet okuyucuyu gazetelerin mutfağına indirdi.
Halk her gelişmenin içinde.
Fikrini, itirazını söylüyor, soru soruyor, hüküm veriyor.
Dünkü mektuplar Başbakan'in Amerika gezisine halkın nasıl baktığını ve hangi meşelere takıldığını merak edenler açısından öğreticidir. Ağırlıklı olarak üç konu var.
Birincisi İtalya'dan alınan özel yapım Airbus uçak.
Tayyip Erdoğan zaten tarifeli sefere mahkûm değildi. Bir özel uçak vardı. Evet, Berlusconi'den alınan Airbus gibi konforlu, ferah ve daha büyük heyetleri taşıyacak kapasitede değil ama Türkiye de böyle şatafat israflarını taşıyacak güce sahip değil.
Okuyucu, uçakta yapılan mülakatlarda, kaça alındığı Meclis KIT Komisyonu'na bile söylenmeyen bu uçağı niçin aldırdığını; milyonları işsiz, borçlu bir ülkenin başbakanı olarak bu harcama iznini verirken vicdanının sızlayıp sızlamadığını hiçbir gazetecinin neden sormadığını merak etmiş.
Teşhisi de kendi koymuş:
"Çünkü hem o uçağa binip hem de 'çok mu lâzımdı' diye soramazsınız!"
Cennette yabancı
İkinci konu Başbakan'in medya takıntısıdır. Tayyip Erdoğan, iki ülke arasındaki ilişkilerin rayında gitmesini sağlayacak güvencenin, medya aracılığına dayanmayan doğrudan iletişim olduğunu birkaç kez vurguladı.
Yani Başbakanımız Amerikan yönetimine demek istedi ki "Siz medyanın yazıp çizdiklerine bakmayın. Benim ağzımdan duymadığınız sözlere de inanmayın.."
Amerika, bir medya demokrasisidir. Tayyip Erdoğan "cennette bir yabancı" durumuna düşmedi mi?
O kadarla kalsa yine iyi, yeni TCK'da gazeteci doğrayan maddelerin ilhamı nerede doğdu, onun adresini de verdi.
Bu gezide Başkan Bush AKP hükümetinden yerine getirmekte çok zora düşeceği şeyler istedi ve Başbakan Erdoğan da tutamayacağı sözler verdi.
Yarın Suriye ve İran'la Amerika'nın gerginliği arttığında Washington ile Ankara arasındaki ilişkilerin rengini medyanın haber ve yorumları mı, yoksa AKP iktidarının yapacağı seçimler mi tayin edecektir?
Türban lobisi mi bu?
En yoğun tepkiyi alan tutum da Başbakan'in Amerika'da CNN International televizyonundaki türban yakınması olmuş.
Erdoğan, kızlarının orada türban sorunu yaşamadıkları için Amerika'da okuduklarını söyledi demecinde. Bütün dünyanın izlediği bir TV kanalında kendi ülkesini şikâyet eden bir başbakan durumuna düştü. Oğlu da Amerika'da okudu, niye?
Daha iyi eğitim alsın diye.
Başbakan aynı gerekçeyi kızları için de kullanabilir, çok daha sorumlu ve onurlu bir duruş sergilemiş olurdu.
AB için Amerika'dan destek istemek, esen rüzgârlara göre bazen doğru, bazen yanlış tercih olabilir.
Ama Türkiye'deki türban sorunu için Amerika'da lobi yapmak, her zaman için yanlış bir seçimdir.
Hele ABD'nin Türkiye'yi "Ilımlı İslâm" modeline örnek bir ülke olarak görme hevesi deşifre olduktan sonra..
Halk hem soruyor hem hüküm veriyor
Bu internet denilen alet okuyucuyu gazetelerin mutfağına indirdi
Haberin Devamı

