PKK’nın kötülüğünde halk düşmanlığının tüm çeşitleri yarışıyor.
Bu katmerli ihanete daha lânetli bir örnek bulmak neredeyse imkânsızdır.
Dün 1 Mayıs’tı.
İnsanları ayrılık sebeplerini unutarak emekçi kimliğinin tabanında birleştiren evrensel bir bayramı, uygar toplumlar gibi kutlamaya hazırlanan yığınlar sabah ümit ve heyecanla uyandılar.
Ama ilk duydukları haber yeni bir PKK baskını oldu.
Tunceli’de bir jandarma karakoluna yapılan kalleşçe saldırı sonunda dört Mehmetçik şehit edilmişti.
Allah’tan onlara rahmet ailelerine ve ulusumuza başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Ne kazandılar?
Bu alçak saldırı, 1 Mayıs’ı bütün uygar toplumlar gibi kutlamaya lâyık olduğunu ispatlayan emekçilerimizin mutluluğunu gölgelemiştir.
Eğer kazanım sayıyorsa, halk düşmanı örgütün tek kazancı budur!
Ama asıl ispatladıkları, ülkede birlik ve barış isteyen yığınların lânet ve nefretini fazlasıyla hak ettikleri gerçeğidir.
Bir de “onlar açılımın insanî fırsatlarına değil, terörizmin anladığı şiddet diliyle karşılık görmeye lâyıktır” diyenleri haklı çıkarmışlardır.
PKK masum insanların kanları ve uyuşturucu ticaretinin kârları ile besleniyor. Bu canavar zamanın aleyhine işlediğini görüyor. Çünkü dünya ayrılıkçılığın bile şiddet kullanan modelini artık tasvip etmiyor.
O sebeple PKK terörünü yönetenler, ellerinden geldiği kadar çabuk toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirerek, kendileri ile uzlaşma aramamanın felâketler doğuracağını devlete ve halka anlatmaya çalışmaktadırlar.
Karadeniz neden?
Çok istedikleri halde yıllardan beri bir taban edinemedikleri Karadeniz kentlerinde eylemleri sıklaştırmalarının, karakol baskınlarına tekrar başlamalarının nedeni budur.
Özellikle Karadeniz’deki milliyetçi duyarlığı tahrik amaçlı eylemlere karşı uyanık olmakta büyük yarar var.
Çünkü o bölgeden yükselecek tepki, Güneydoğu’da karşı tepkileri tetikleyecektir.
Sorumlu ve sabırlı bir siyaset iktidar kadar muhalefetin de zemini olmalıdır.
Özellikle Barış ve Demokrasi Partisi, kendinden öncekilerin günahına batmamalı, açılımın muhatabı olduğunu hak etmek için terör örgütünün gölgesinde kalmaktan mutlaka kurtulmalıdır.
Biraz vicdan şu gerçeği görmeye yeter:
PKK terörü hiçbir haklı nedene dayanmıyor. Bu devletin varlık nedeninde başkalarını zaptetme amacı hiç olmamıştır!
Etnik kimlikleri kaşıyarak güç peşinde koşanlar bile bu gerçeği görürler.
Bebekleri dahi öldürmüş bir terör örgütünü desteklemeye Kürt kökenli vatandaşları mecbur eden şartları değiştirmek için kıllarını kıpırdatmayan siyasetçilerin yatacak yeri yoktur.
Bunlar kendilerine uygun sıfatı kendileri bulsunlar.
Yalnız şu kadarını söyleyelim ki “korkak” sözü onlar için çok hafif kalır!
Halk düşmanı
Haberin Devamı

