Akıl ve adalete dayanmayan güç düşmanını kendisi yaratır. Onu yoktan var eder.. Irak'ta Amerika'nın, Filistin'de de İsrail'in yaptığı budur.
Amerika Irak'ı Saddam'dan kurtarmak ve halkına onurunu kazandırmak bahanesiyle savaş açtı. Ama haksızlık ve saygısızlık Iraklılara Saddam dönemini mumla aratır oldu.
Irak'ın uluslararası terörle bir bağlantısı yoktu. Şimdi var. Çünkü Amerika'nın işgalci ve işkenceci karakteri, hak edilmiş bir nefreti mıknatıs gibi Irak'a çekiyor.
Terörü vicdanlarda meşrulaştırmak, terör kadar, hatta daha beter bir insanlık suçudur. İsrail yıllardan beri Filistin'de bu suçu işliyor. Gazze'deki Refah mülteci kampına yönelik saldırı, BM Güvenlik Konseyi'nin bile lanetini hak eden bir suçtu. Seçimde ödeyeceği faturayı bile bile Bush yönetimi kararı veto etmeye cesaret edemedi. Ama neye yaradı?
İsrail, Refah kampına saldırıyı protesto eden Filistinlilerin üstüne füze attı, 20'den çok insanı çocuk ve kadın demeden öldürdü. Amerikan güçleri de Irak'ın Ramadi kentinde bir düğün evini bombalayarak, özgürlük vaat ettiği Iraklılardan 45'inin canını aldı.
Bölgemizde devlet terörü uygulayan Amerika ve İsrail'le olan dostluk ve ittifak ilişkilerimizin Türk halkının vicdanında açtığı yara her gün büyüyor. Türkiye nihayet tepki gösterme mecburiyetinde kalmış, Başbakan Erdoğan, yürütülen devlet terörüne karşı tavır alması için devlet ve hükümet başkanlarına çağrı yapmıştır.
Devlet terörü önlenmeden teröre karşı ortak bir mücadelenin başarıya ulaşamayacağını dünyaya haykıran Tayyip Erdoğan haklıdır. Güçlülerin dokunulmazlığına baş eğen bir dünya düzeni adalet sağlayamaz.
Dünya, gerektiğinde galiplerin de Savaş Suçluları Mahkemesi'nde yargılandığını görmediği sürece özlediği barışa kavuşamayacaktır.
Rezalet diz boyu!
Devlet, teşhis koyan ama tedavi edemeyen topal bir hastaneye benziyor. Gerçekleri öğrenmemiz iyiliğe hizmet etmiyor, sadece daha çok korkutuyor.
Ankara DGM Savcısı Hakan Kızılarslan Adalet Bakanlığı'na bir rapor sundu: "Türkiye üzerinden yapılan uyuşturucu ticaretinin yıllık cirosu 100 milyar doları geçmektedir. Bu paranın büyük kısmının resmi ve siyasi işbirlikçilere dağıtıldığı pek çok raporda yer alan gerçeklerdir."
"Bu ranttan pay alabilecek bürokrat ve siyasi kişilerin kolluk güçlerine nüfuz edebildikleri bir ortamda suç örgütleriyle mücadele edilemez.."
Bu belge de bir kenara atılacaktır. Çünkü çare bulma mevkiinde oturanların bir kısmı, bu ranttan pay almakla suçlanan kişilerdir. Dokunulmazlıklarına dil uzattığınız zaman "Bu yetmez, bürokrasiyi koruyan duvarlar da yıkılmalı" diye itiraz ediyorlar.
"İktidar sizsiniz, o duvarları da yıkın" dediğiniz zaman da imam hatip ve türban dayatması ile gündemi değiştiriyorlar. Çakıcı' nın yurt dışına kaçışı bile başlı başına bir ibrettir. Telefonlarını dinlemişler ama işaretleri aldıkları halde kaçışı önleyememişler.
Bu tür istihbaratı suçları önlemek yerine dedikodu için kullanan tek devlet Türkiye galiba!
Haksızlığa isyan
Akıl ve adalete dayanmayan güç düşmanını kendisi yaratır. Onu yoktan var eder.. Irak'ta Amerika'nın, Filistin'de de İsrail'in yaptığı budur
Haberin Devamı

