Haklı şüpheler

AKP sözcüleri cumhurbaşkanı seçiminin sürekli gündemde tutulmasından şikâyetçiler. Utanmasalar “Mecliste çoğunluk bizde. Bu iş bizim işimiz; ne karışıyorsunuz?” diye hesap soracaklar

Haberin Devamı

AKP sözcüleri cumhurbaşkanı seçiminin sürekli gündemde tutulmasından şikâyetçiler.

Utanmasalar “Mecliste çoğunluk bizde. Bu iş bizim işimiz; ne karışıyorsunuz?” diye hesap soracaklar.

Sivil siyasetçileri Çankaya’ya çıkaran yeni dönem demokrasimizin lig değiştirdiğine işaret eder. Böyle bir iklimde yeni cumhurbaşkanı seçiminin toplumda olumlu değişimlerin umut ve heyecanını yaratması beklenir.

Ama tersine, ülkeye egemen olan duygular karamsarlık, şüphe ve endişe...

AKP sözcüleri bu duyguların yarattığı hassasiyetleri eleştirip kınayacakları yerde haklı olup olmadığını irdelesinler.

Eğer bunu dürüst biçimde yapacak olurlarsa tedirginlik duyanları haklı bulurlar ve sorumluluklarını kabul ederler.

Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkilerini düzenleyen Anayasa’nın 104’üncü maddesini okuyup da huzur içinde seçim gününü bekleyen, başka meseleler üstünde düşünmeye zaman verebilen aklı başında birini bulmak imkânsızdır.

İktidarın kavgalı olduğu devlet kurumları hakkındaki niyetleri Çankaya’da tarafsız biri otururken o kadar önemli değildi. Ama oraya Başbakan veya işaret edeceği biri AKP kimliğinden soyunmaksızın çıkacak olursa neler olacak?

Cevabı kâbus senaryosudur.

Aday bildirimi için bir ay bile kalmadı, “Bu iş benim işim” diyen parti hâlâ adayını gizliyor. Besbelli toplumun kabulünü aramayan bir oldu bitti yaratacaklar.

Başbakan hâlâ “Hitler Almanyası da laikti” deyip laiklikle uğraşıyor.

Bir irticai faaliyet ihbarı nedeniyle az kalsın Meclis Başkanı’nın annesinin evi aranacakmış, önlenmiş. Meclis Başkanı da “Buna söyleyecek çok lâfım var. İnşallah 16 Mayıs’tan sonra” diyor.

16 Mayıs, irtica konusunda suçlayan ve savunan tarafların yer değiştirdiği bir alt-üst dönemeci mi olacak?

***

Küslük!
Gazeteci Hrant Dink suikastı ağır bir yenilgidir.

Göz göre göre gelen ölümün elinden onun kurtarılamaması, halkın devlete güveni ile beraber polisin de özgüvenini yerle bir etmiştir.

Ortaya çıkan her yeni delil bu utanç verici başarısızlığın kaza olmadığını, adeta hatalar ve günahlarla inşa edildiğini anlatıyor.

Dink cinayeti sonrası İstanbul ve Trabzon emniyetleri ile Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı üçgeni arasında patlak veren kavgaya Ankara’da düzenlenen bir yemekte son verildiği dünkü gazetelere haber oldu.

Bu haber devlet anlayışı ile açıklanması olanaksız “umutsuz bir vaka” ile karşı karşıya bulunduğumuzu gösteriyor.

Devlet, hiyerarşi üstünde yükselir. Devlet kurumu içinde eşitler olmayacağına göre kavga ve küslük de olamaz. En fazla uyumsuzluk olur. Öyle bir durumda da uyumsuz dişli sökülür, sağlamı takılır.

Kamuda kimse vazgeçilmez değildir. Bunu unutan iktidarlar derebeyleri yaratırlar.

Böyle bir polis de sadece vatandaşı korkutur, suçluları değil!

DİĞER YENİ YAZILAR