Şehitlerimizin son nefeslerini verdikleri o meşum alanın resimlerini gazetelerde gördüğümde acı duymuştum.
O fotoğrafları basmamak gerekirdi.
İnsani sorumluluk, terör örgütüne psikolojik üstünlük kazandıracak bu görüntüleri kamuoyuna yansıtmamayı emrediyordu.
Ama öte yanda mesleki kıskançlık duygusu, “öbürleri nasılsa basacak, benim gazetem geri kalmasın” kaygısı ezici hükmünü yürütmüştü.
Gazetecilik meslek örgütleri bu alanda yaşadığımız ilke ve disiplin yoksunluğunu keşke Başbakan’dan önce fark edip harekete geçseydi.
Kıbrıs’a hareketinden önce Başbakan bu konuya özellikle vurgu yaptı.
Son katliamdan söz açarak “Medyadan beklediğimiz desteği bulamadık” dedi, “özellikle Dolapdere mevkiindeki manzaraların yayınlanmasını beklemezdik. Bunları yayınlamak terör örgütüne hizmet ediyor..”
Yerden göğe hakkı var.
Terör alçaklıktır, insanlık suçudur. Hiçbir bahane teröre haklılık kazandırmaz. Hele Türkiye’de Kürtçülük adına yapılıyorsa..
Bölgenin bir çok ülkesinde Kürtler yaşıyor. Ama bunlardan sadece Türkiye’dekiler insanlık onuruna sahip bir yaşama sahip bulunuyorlar.
Bölücü terör ırkçıdır. O nedenle de daha vahşi, daha kalleştir..
Ele başlarının ateşkesi uzattığını söylediği günlerde askerlere pusu kurmak, özerklik ilân etmek bunlardadır.
PKK dünyadaki son terör örgütü olarak kalabilir. Ancak terörün silâhlı propagandasına alet olan TV’ler, gazeteler Türkiye’de artık olmasın.
Başbakan’ın serzenişi yerindedir ve Basın Konseyi ile cemiyetlerin ortak bir zeminde konuyu tartışmasında insani ve mesleki zorunluluk vardır.
Bizim medyamız da, bu belâ ile savaşan Batılı meslektaşlarımızın tecrübelerine ortak olarak terörle mücadeleye katkıda bulunabilir.
Onlar böyle resimleri kullanmıyorlar. Çünkü o resimler, yıkılmış insan görüntüleri terörün silâhlı propagandasına katkıdır.
Halkı ve askeri zayıf ve yılgın gösteren yayınlar sadece ihanet odaklarının ve onlara hizmet eden katil sürülerinin cesaretini arttırır.
Terör Türkiye’ye diz çöktüremez. Ama teröre karşı ortak tavır geliştirmekte gecikmek pahalıya mal olur.
Ve oluyor!
Sansürün ustası...
İktidar nalıncı keseri gibi çalışıyor.
Alınan son kararlardan biri, Meclis çalışmalarını naklen yayınlayan TRT-3’le ilgili.
Mesela bundan böyle partilerin grup toplantıları eskisi gibi verilmeyecekmiş. Nasıl olur; neden?
Efendim mikrofonu, kamerayı karşısında gören siyasetçi kürsüye çıkıp şov yapıyormuş. Seçmene selâm gönderiyormuş.
Başbakan dün böyle anlattı kararın sebebini.
Sonra da “İsteyen istediği gibi konuşabiliyor. Meydanlar açık, öteki televizyonlar çalışıyor” dedi.
Başbakan terör konusundaki serzenişinde ne kadar haklı ise bu konudaki savunmasında o kadar yanlışta ve haksız!
AKP iktidarı, medya tarihinin en acımasız ve cüretkâr zaptetme eylemini gerçekleştirmiştir. İktidar icraatını eleştirmenin ağır bedeli vardır. O nedenle her yerde sabahtan akşama iktidara methiye düzülmekte, eleştirel gözler çıkarılıp diller kesilmektedir!
Demokrasi eleştiri ile zenginleşir, derinleşir.
Parlamenterler şov da yapsa hakkındaki hükmü seçmeni verecektir. Kötü kullanan zarar görür. İktidar parlamenterlerin halkla ilişkisini kuran bu köprüyü tahrip etmemelidir.
Bu kaba bir bencilliktir. Sansürdür.
“Ustalık dönemi”nin icraatları bu zihniyetle yapılacaksa yandık!
Haklı sitem..
Haberin Devamı

