Demokrasimizin elektrosu iyi işaretler vermiyor. Temsil adaleti ikinci kez katledilmemeli!
Aksi halde seçim, yeni bir krizin sebebi olur.
Dünyanın uzak ülkelerinden bakan siyaset bilimciler bile 2002 seçiminden sonra oluşan meclis tablosunun asla tekrarlanmaması gerektiğini görüyor ve söylüyorlar.
Demokrasinin ve toplumsal barışın kazanması AKP’nin meclisteki mutlak çoğunluğu kaybetmesine bağlıdır.
Çünkü AKP gücü doğru kullanamıyor, aşırı güç onu geçimsiz, kibirli ve saldırgan yapıyor.
Çankaya’nın da AKP kontrolüne geçmesiyle doğacağından korkulan sorunlar halkın siyasete doğrudan el koymasına sebep olmuştur.
Görülmedik büyüklükte kalabalıklar siyasetçilere, suni ayrılıkları aşarak birleşme talimatı vermiştir.
Çünkü birleşik bir azınlığın dağınık çoğunluk üstünde tahakküm oluşturmasına demokrasi yoluyla engel olmanın tek çaresi budur.
Birleşme hamlelerinin yarattığı umutlar dün sağ kanatta sönme tehlikesi ile karşı karşıya geldi.
DYP ile ANAP’ın birleşmesi sürecinde tıkanma yaşandı. İki partinin liderleri Ağar ve Mumcu, sanki bu iş bitmiş gibi havalar estirdiler.
Eğer taktik değilse bu tutumlar, yalnız partilerine değil rejime de zarar veren bir başarısızlığın ortağı olacaklardır.
Üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi duran MHP’nin iddiasız görüntüsü ve Demokrat Parti girişiminin başarısızlığı yine AKP ve CHP yararına işleyen “baraj faciaları”nın tekrarlanacağı tehlikesini hatıra getiriyor.
Ağar ve Mumcu, demokrasiyi meydanlarda yüksek sesle yaşayan yığınlara ve gidemedikleri mitinglere kalpleriyle katılan sessiz milyonlara karşı vebal altındadırlar.
Post kavgalarının tahrik ettiği inatlara feda etmesinler rejimin geleceğini, milletin umutlarını.
Birleşmeye mecburdurlar!
Gül ve yeniler
İngiliz The Times gazetesi soruyor: “Şeriat devleti ister misiniz?”
Dışişleri Bakanımız cevaplıyor: “Hayır, burada ona talep yok. Kalpten söylüyorum.”
Sorunun cevabı değildir söyledikleri. Muhabir “Şeriat devleti isteyenler var mı burada?” diye sormuyor, onun kişisel tercihini soruyor.
“Şeriat devleti ister misiniz?” sorusunun cevabı ya “isterim” ya “istemem” olmalı.
Konumuna yakışan, ettiği yemine sadakatini onaylayan cevabı vermemiştir.
Sanki “talep olsa...” durum değişecek!..
Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığına yönelen itirazlara şaşacak yerde Atatürk’ün koltuğuna aday olmanın gereklerine dikkat etmeli.
Gül’ün cevabını düşünürken AKP’ye alınan solcu, liberal adayların partiye bu bakımdan ne kadar yarar sağlayacaklarını tahmin etmeye çalıştım dün.
Acaba Başbakan’ın ordu ve yargı ile çatışması için, lisedeki mescit için bir şey söyleyen çıkmış mı aralarından diye gazeteleri taradım. Hayır çıkmamış.
Demek ki adaylar tam isabetle seçilmiş!

