Katil sürüleri yine ocaklar söndürdü. Türkiye yine kalleş tuzaklarında yitirdiği fidanlarına ağlıyor.
Mehmetçiğin kanı ve anaların gözyaşı ile siyaset yapanlara, milleti şiddetle vahşetle terbiye etmeye çalışan alçaklara bin kez lânet olsun.
Geçen hafta kaçırılan iki asker ile bir sağlık memurunu arayan komando timlerini dün gündüz vakti Diyarbakır kırsalında pusuya düşüren alçaklığın yapmak istediği nedir?
Halkı birbirlerine düşman edecek nefreti yaratmak mı?
Hani 15 Temmuz’un ötesine uzanan ateşkes vaad ediliyor, hani barışı kuracak, anayasayı yapacak ortak kurulların işareti veriliyordu?
PKK’nın dün koyduğu eylem açık bir savaş ilânıdır. İmralı’daki elebaşının verdiği yumuşak mesajların yarattığı gevşeme, Öcalan’ı bu kanlı saldırının işbirlikçisi yapıyor.
PKK lideri devlet heyeti ile geliştirdikleri uzlaşmaların sonuna yaklaştıklarını söylerken bu ağır tahrik neden ve nereden kaynaklanmıştır?
Uyuşturucu kaçakçılığına kadar her türlü kirli işe bulaşmış terör örgütü, hapisteki elebaşına rağmen kendi varlığını sonuna kadar koruyacağını ve barışa izin vermeyeceğini mi söylemek istiyor?
Sakın kimse dünkü saldırının, yaklaşmakta olan barışı sabote etmeye çalışan derin devlet tarafından tezgâhlandığını söylemeye kalkışmasın. Bıktık bu şaşırtmalardan..
Vebal altında olanlar asıl, yedi sekiz yıl önce sıfıra yaklaşan PKK’ya bugün NATO’nun ikinci büyük ordusuna meydan okuyacak cüreti kazandıranlardır.
Teröristle asla masaya oturulmayacağı gerçeğini inkâr edenlerdir. Uzlaşma hayallerinin korkaklık gibi algılanmasına sebep olanlar, bu yüzden bölücü katillerde cüret ve olmayacak beklentiler yaratanlardır.
Alçaklar, acımızı yaşamamıza bile izin vermiyorlar. Daha beteri ile tehdit ediyorlar.
Dünkü saldırı savaş ilânına benziyor. BDP milletvekilleri acele Ankara’da toplanmalı ve bu kanlı tuzağa alet olmayı reddetmelidir.
İktidar da “açılım” neyse ortaya koymalı ve istemediği bir savaşa mecbur kalabileceği ihtimaline göre kendini hazırlamalıdır.
Aksi halde şehitlerden haklarını helâl etmelerini istemeye yüzümüz olmaz. Allahtan tümüne rahmet, milletimize sabırlar diliyoruz.
En iyisi düz hakim
Dün okumuşsunuzdur; Ergenekon mahkemesinin başkanı Köksal Şengün Bolu’ya tayin edildi.
Tahmin edilebileceği gibi bu bir cezalandırma kararıdır! Çünkü Şengün bir yılı aşkın bir zamandan beri Haberal ile Balbay’ın tahliye edilmeleri yönünde oy kullanıyordu.
Haberal ve Balbay’ın milletvekili seçilmesinden sonra yeniledikleri tahliye taleplerine mahkemenin iki üye yargıcı ret verirken o, yine tahliyeden yana oldu. Üç yıla yaklaşan tutukluluk haline iktidar önderleri de sözde karşı görünüyorlar. Ama bu ne?
Acaba iktidar, özel yetkili mahkemelerin kuruluş amaçlarından sapmamasını sağlamak için bir “doping” mi yapmak istedi?
Bu etkiyi göz dağı vererek mi yaratacağını düşündü?
Medya dün Şengün’ün Bolu’ya “düz hakim” olarak tayin edildiğini yazıyordu. Düz hakim... Manzaraya düzgün bakan herkes bu tayinin “adaletin dümdüz edilmesi” anlamına geleceğini görüyor.
Değiştirmek şartsa işin yanlış yapıldığını, yani başkanı bırakıp öteki iki üyeyi değiştirmek gerektiğini biliyor. Daha da önemlisi, iktidarın da zaten bu gerçekler görünmesin diye HSYK’nın yapısını deştirdiğini söylüyorlar.
Çare bellidir: Özel yetkili mahkemeleri dümdüz etmek ve düz hakimlerin vicdanlarıyla sigortalanmış bir adalete kavuşmak...
Hakkını helâl et Mehmet...
Haberin Devamı

