Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi “Adalet dediğin böyle olur” duygusu uyandıran bir karar verdi. Adalet son zamanlarda sürekli tavan yapan bir özlemdi ve toplumun böyle bir tatmine çok ihtiyacı vardı.
Olay iki gerçeğe ışık tutuyor:
1. Hakim varsa adalet de vardır;
2. Yasalarımızdaki cezalar söylendiği gibi yetersiz değildir.
İki yıl önce Ankara’da yaşanan sapık dehşetini hatırlayacaksınız:
Musa Aras adlı biri, kendine UNICEF görevlisi süsü vererek gittiği okuldan “yardım edeceğim” bahanesiyle kaçırdığı kız çocuğuna şiddet kullanarak tecavüz etmiş, ihbar sonucu yakalanmıştı.
Sanığın üç hafta önce başka bir kızı daha kaçırdığı ve ona da aynı şekilde tecavüz ettiği ortaya çıkmıştı.
Olay, mahkemenin “gizlilik” kararı nedeniyle yargılama süresince gündemden düştü. Ama mahkemenin cesur kararı ile sansasyonel biçimde geri döndü.
Mahkeme, birden fazla çocuğa cebir ve şiddet kullanılarak tecavüz edildiği için cezaları, yasanın öngördüğü üst sınırlardan hesaplayarak verdi.
Sapığı, “ibret-i âlem” etkisi yapacak bir şekilde cezalandırdı: 102 yıl hapis!
Bu suçlu üç-beş yıl sonra cezaevinden çıkamayacaktır şimdi. Adalet yerini bulacak, hapiste çürüyecektir.
Bunun yarattığı ibret başka çocukları ve toplumu koruyacaktır.
Hakimlerin, savcıların önemi işte burada. İç iletişimi ve etkileşimi iyi işleyen bir yargı kurumu, dönemsel olarak yükseliş gösteren suçlara karşı böyle önlemler alabilir ve almalıdır. Bunun yolu, son olayda görüldüğü gibi cezaları üst limitleri kullanarak vermektir.
Yani adaletin caydırıcı gücünü suçlulara, koruyucu gücünü de namuslu vatandaşlara hissettirerek!
Erdoğan’a Batı’dan dost uyarısı
Açıkça bir cennet-cehennem seçimine doğru gidiyoruz.
“Erdoğan ya başbakan kalarak AKP’yi yeni bir seçim zaferine taşır ya da cumhurbaşkanlığına adaylığını koyarak ülkedeki kültürel gerilimin nasıl patladığını izler.”
“Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması durumunda türban tartışması bugüne kadar hiç olmadığı kadar alevlenir, ülkenin istikrarı tehlike altına girebilir.”
Yukarıya aldığım tespit ve tahminleri şimdiye kadar Tayyip Erdoğan kim bilir kaç defa, kaç gazete sütununda görmüş, kaç TV’den dinlemiştir.
Umarız sonuncusunu dikkate alır.
Çünkü bu farklı.
“Sayın Erdoğan, cumhurbaşkanlığına HAYIR deyin” çağrısını yapan kuruluşun adı, dünyanın en itibarlı ekonomi, finans ve siyaset gazetesi olan Financial Times’tır.
Bu gazete Türkiye’nin ve Erdoğan’ın düşmanı değildir.
VATAN’ın Dış Haberler Servisi, Financial Times’i şöyle tanımlıyor:
“Türkiye’nin AB üyeliğini Türk basınından bile çok destekleyen ve dünyada Türkiye’yi Türkler’den bile daha çok savunan gazete.”

