Tuncay Güney’in 2001’de polise anlattıkları, Ergenekon davasının temelini oluşturmuştu.
Bu görüntülü ifade zabıtları dün bir anda TV’lerde yayınlanmaya başladı.
Genç bir adam, uyuşturucudan terör cinayetlerine ve siyasi komplolara kadar onlarca esrarengiz olayı ve karmaşık ilişkileri uzman edası içinde anlatıyordu.
Sıradan insanların hafıza kapasitesini aşan bilgiler, pek çoğumuzun şarlatan diye baktığı bu adama ajan sıfatını daha fazla yakıştırıyordu.
Kanada’da oturup Türkiye’de deprem yaratabilen Tuncay Güney’in bu bantları zaten Ergenekon iddianamesinin temeli olmuştu. Yani savcılar ve mahkeme yeni bir şey öğrenmeyecektir.
O zaman yasaları ihlâl etmek pahasına bu bantları kamuoyuna açık hale getirmenin amacı nedir?
Kendiliğinden oldu veya kurgulandı, hiç fark etmez... Tuncay Güney’in bantları mahkemenin gidişini ve sonucunu etkilemeyecektir ama toplumu etkileyecektir.
Çünkü iktidarın niyet ve hevesleri, üretilen suçlamaların inandırıcı olmasını önledi. Halkta uyanan “fasa fiso” atmosferini toprağa gömülü cephaneliklerin açığa çıkarılması etkiler gibi oldu ama yine de hedeflenen kitle desteği sağlanamadı.
Ve sonuçta sahte hahamın etkileyici ifadelerine halkı doğrudan muhatap kılmanın iyi bir fikir olacağı hesaplanmış olmalı ki, bant yayınının yolu açıldı.
Yüze yakın kişinin, ağır suçlamalara hedef yapılarak hakları çiğneniyor, suç işleniyor. Ama bu durum, ülkeyi yöneten zihniyetin ölçülerinde önem taşımıyor.
Siyasi komplolar ve cinayetler planlayan bir örgütle devlet arasında seçim yapmaya halkı mecbur bırakacak her tezgâh galiba sonuna kadar denenecektir.
Halbuki biz, Gladyo kalıntısı son gruplar varsa eğer, bu fırsatı kullanarak temizlenip kurtulalım diye hayal kuruyoruz, adalet bir an önce tecelli etsin istiyoruz.
Ama iktidara bu kadarı yetmiyor.
İktidar Ergenekon’u, muhalifleri korkutabileceği bir zindan gibi uzun süre kullanmak istiyor.
Gizli dinlemeler ve fişlemelerle kurduğu düzenin kendisine güç, topluma da itaat duygusu vereceğini zannediyor.
Yanılgısından doğacak zarar, dileriz yalnız kendisi ile sınırlı kalır!
İki tespit, bir uyarı
Bir tespit: İktidar kadrolaşmada kendi rekorunu Şanlıurfa’da kırmış bulunuyor.
Vali bey, AKP belediye başkanı adayının belirleneceği temayül yoklamasına katılarak etkide bulunduğu için zarar gören adayların tepkisini çekti.
İçişleri Bakanı ne der bu duruma bilemeyiz. Halkı asıl ilgilendirecek nokta kadrolaşmanın ulaştığı boyuttur.
Vali Yusuf Yavaşcan iktidardan yana taraf olmayı aşmış, parti içinde hizip olmuştur.
Yakında onu çok önemli görevlerde görebiliriz!
İkinci tespit Prof. Yaşar Nuri Öztürk’ten geldi. Prof. Öztürk, Deniz Feneri olayının dinin kullanıldığı bir dolandırıcılık olduğunu böyle 30 tane olay yaşandığını, iki devlet bütçesi büyüklüğünde paranın “Allah ile kandıranlar” tarafından çalındığını anlattıktan sonra iktidarın Deniz Feneri’ni unutturmayı başardığını hatırlattı.
Uyanmak gerekiyor..
Ve uyarı: Yeniden asılan seçmen kütüklerindeki hataların sürdüğüne dair çok şikâyet geliyor. AKP dışındaki partiler yeteri kadar çalışmıyor. İlk askıda isimlerini görenler dahi tekrar kontrole gitmeliler.
Çünkü ilk listede olduğu halde ikincide adı bulunmayan seçmenler var.
Unutmayalım; son pişmanlık fayda vermiyor!

