Terörle mücadele, romantik acemilerin tecrübe tahtası yapılırsa sonunda olacağı budur!
Ekim ayında Habur’dan giriş yapan, ötekiler de özensinler diye “çadır mahkeme”de jet yargılama ile serbest bırakılan PKK’lılar vardı ya; onlar dün gerçek bir mahkemeye çıkarıldılar.
Terör örgütü üyesi olmak ve terör propagandası yapmakla suçlanan 16 kişiden 13’ü için tutuklama kararı verildi.
“Çadır mahkeme” onları sekiz ay önce niçin bıraktı, şimdi niye tutukladılar?
Devlet ilerde yeni bir “teslim olun” çağrısı yapma ihtiyacına düşerse nasıl inandırıcı olacak?
Sözüne güvenilmesini nasıl sağlayacak?
“Apo emretti geldik, pişman değiliz” demeleri tutuklanmaları için gerekçe ise, ilk gün de aynı şeyi söylemişlerdi; niye o gün değil de şimdi cezaevine gönderildiler?
Habur siyasi iktidarın “Kürt açılımı” bağlamında uygulamaya çalıştığı şefkat ve anlayış siyasetinin, toplumsal vicdana ve ulusal onura ters düştüğü için kayalara tosladığı kırılma anıdır. Zaten ondan sonra açılım dikiş tutturamamıştır.
Ülkeyi yönetenler “Biz iyi niyetle yaklaştık ama pişman olduklarını bile söylemeyen onlardır. Meydan okuyan eylemlerle şefkati hak etmediklerini göstererek onlar bizi pişman etti” diyebilirler.
Ama neye yarar?..
Başlayan yargılamalar, devletin Habur anlayışını ve yaklaşımını “Ha buraya kadar” diyerek iptal ettiğine işarettir!
Ülkeyi yönetenler, temelsiz bir sloganla bu kadar hassas bir sorunun çözülemeyeceğini dileriz öğrenmişlerdir.
Çünkü bu acemiliğin bedeli sadece yitirilen canlarla sınırlı kalmamıştır. Devletin çaresizlik görüntüsü, terör örgütünün beklentilerini ve cüretini tahrik etmiştir.
Habur’un iptali demek “sil baştan” bir terör siyaseti oluşturulacak demektir. İktidarın Habur da dahil yaptığı yanlışlar, yeni dönemin doğru siyasetleri için yol gösterici olabilir.
Yeni sürecin ilk koşulu tecrübe ile yazılmıştır:
Silâhını bırakmadığı sürece terör örgütü ne doğrudan, ne dolaylı olarak asla muhatap alınmamalıdır.
Çünkü karşımızda terör örgütünden beter bir düşman var.
Kadın ve bebek öldüren terör örgütlerinin son temsilcisi bizde.
Siyaset planlayanlar bu gerçeği hiç unutmasın!
Burası Orta Doğu
İktidarın muhalif görüşleri caydıran baskı siyaseti, şu anda ülke için en yakın tehlikedir...
Çünkü sessizliğin doğurduğu bir başarısızlık olursa bunun ezasını, sadece iktidar çekmeyecektir. Bedelini millet ve devlet olarak hepimiz ödeyeceğiz.
AKP Türkiye’ye dış politika yoluyla çok hızlı bir değişim yaşattı.
Kısa bir zaman diliminde iktidarın “İran, Suriye, Hamas aşkı”, bu aşkın tahrik ettiği İsrail ve Amerika karşıtlığı “Türkiye’nin ekseni mi kaydı?” sorusunu dünya gündemine getirdi.
Ünlü stratejist Brzezinski bundan on yıl önce Türkiye ile ilgili kaygısını şu şekilde ifade etmişti:
“Türk halkına saygı besliyorum. Atatürk’ün yüzyılın en başarılı devrimcilerinden biri, belki de en başarılısı olduğunu düşünüyorum. Türklerin bundan sonrasını ellerine yüzlerine bulaştırmamalarını ümit ederim.”
Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesinden korkmalı mıyız?
İktidar bu sorunun cevabını dürüst bir şekilde ararsa kendisi de kazanır.
Amerika’ya giden Türk parlamento heyetinin hedef olduğu muamele iyi değerlendirilmelidir.
Siyasi ihtiraslar kumar boyutuna varmamalı. Burası Orta Doğu!
Habur iptal!
Haberin Devamı

