Amerikalılar dünyanın her yanında insanlar kendilerini sevsin ve şükran duysun isterler.
Özgürlük ve güvenlik uğruna göze aldıkları fedakârlıklar nedeniyle bunu hak ettiklerine inanırlar.
Soğuk Savaş Sovyetler Birliği'nin değil de ABD'nin çöküşü ile sonlansaydı ne olurdu; düşünmek bile istemiyoruz. Ama bunu söylemek Amerika'nın "tek süper güç" rolünde berbat bir performans gösterdiği gerçeğini saklama mecburiyeti doğurmuyor.
Meselâ terörle mücadele alanındaki iki yüzlü tavrı ile Bush yönetiminin Hafız Esat'ın Suriyesi'nden hiçbir farkı yoktur!
Hafız Esat kanlı bir kukla gibi kucağına oturttuğu Apo'nun Suriye'de olmadığını iddia eder, onun eğitim kamplarına ev sahipliği yapardı. Şimdi Amerika ne yapıyor? Aynı katilleri, işgal otoritesi olarak bulunduğu Irak'ta barındırıyor, oradan Türkiye'ye sızarak terör cinayetleri işlemelerini seyrediyor.
Üstelik Hafız Esat "terör kötüdür" demezdi. Amerika "Terör kötüdür, PKK da teröristtir" diye diye bu onursuzluğa batıyor.
Güven erozyonu
American Enterprise Institute adlı düşünce kuruluşunun uzmanı Michael Rubin, son makalesinde Amerika'nın PKK'ya karşı aktif şekilde mücadele etmemesinden dolayı Beyaz Saray'ın güvenilirliğini tehlikeye soktuğunu savundu. Doğrudur.
Rubin'e göre Iraklı Kürt lider Mesut Barzani, PKK'ya bölgesinde yataklık etmektedir. Bu da doğru..
Barzani geçen hafta Beyaz Saray'da Bush tarafından kabul edilmişti. Suç ortaklığından aldığı cüretle Mesut Barzani, arkadaşımız Ruşen Çakır'in PKK konusunda sorduğu bir soruya şu cevabı vermişti:
"PKK konusuna gelince.. Demokratik ve siyasi bir çözüm olmadan bu sorun devam eder!"
Sorun dediği terördür.. Ve terör Barzani''nin lügatında siyasi bir talebi seslendirmenin dili olabilmektedir.
Daha fenası, Barzani bu tehlikeli ve ahlâksız değerlendirmeyi, terörün amansız düşmanı geçinen Amerika'nın misafiri sıfatıyla bulunduğu başkentinde yapabilmektedir.
Şehidin mesajı
Türkiye'yi yönetenler dünyayı ayağa kaldıracak yerde mızmızlanıyor terör yardakçılarına: "Bugün bize zarar veren terör yarın size daha fazla zarar verebilir."
Her gün şehit cenazesi kaldıran bir toplumun hakkı, sınırları kanla çizilmiş bir ülkenin onuru böyle savunulmaz.
Üç gün önce gece geç vakit Vedat Parparoğlu'nun cep telefonu çaldı. Telefondaki ses Şırnak'ta askerlik yapan oğlu Oğuz'a aitti.
Oğuz, "Arkadaşlarım öldü, ben de ağır yaralıyım. Biraz sonra şehit olacağım. Hakkınızı helâl edin" dedi ve son nefesini verdi.
Devleti yönetenlerin zavallı tepkileri yanıltmasın Washington'u.. Şehit cenazeleri, halkın gözünde alçaklığın dibine vurmuş PKK'dan daha fazla bir şey eksiltemez. Şehit Jandarma Oğuz'un son mesajı, teröre karşı mücadele yeminine ihanet edenlere sitem içeriyor; onları yerin dibine batırır.
Amerika'nın yeni imajını Türkiye'de işte bu duygular inşa ediyor.
İki yüzlü ve egoist terör siyaseti yüzünden Amerika Türk halkının dostluğunu kaybediyor!
Ha Hafız, ha Bush!
Amerikalılar dünyanın her yanında insanlar kendilerini sevsin ve şükran duysun isterler. Özgürlük ve güvenlik uğruna göze aldıkları fedakârlıklar nedeniyle bunu hak ettiklerine inanırlar...
Haberin Devamı

