Hâkimin feryadı

Haberin Devamı

Kararını hâlâ verememiş olanların ya aklından ya bağımlılıklarından zoru var demektir.
Gizli telefon dinlemeleri ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı tespitler bir Batılı toplumda açıklanmış olsaydı referandum bugünden bitmiş olurdu.
Toplum, hak ve özgürlüklerine yönelmiş bu tecavüzün öfkesiyle öyle bir “hayır” narası atardı ki, değil tecavüzden sorumlu tutulması gereken siyasi iktidar, karşıki dağlar yıkılırdı!

Başsavcılığın bulgularına göre dinlenen telefonların sayısı, geçen yıla kadar genellikle Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı rakamların bir kat fazlası olmuş.
Ama geçen yıl birdenbire dört katına fırlamış ve 142 bine dayanmış.

Aslında bunlar yanıltıcı rakamlardır. Çünkü izlemeye alınan telefonu arayan kişiler de dinlemeye takılıyorlar ama onlar hesaba dahil edilmiyor.

Başsavcılığın raporu, dinleme ile ilgili hukuki mevzuatın elek gibi olduğunu, Cumhurbaşkanı dahil tüm vatandaşların dinleme riskine açık bulunduğunu belirtiyor.

Kimse güvende değil

En ürpertici bulgulardan biri de, iktidarın kontrol ettiği TİB’deki veri tabanlarında yer alan geçmiş dinleme kayıtlarında değişiklik yapma imkânının var olması.
Bu ülkede korkusuz yaşamak, sadece çocuklarla hafızasını yitirmiş yaşlılara özgü bir hak haline gelmeye başladı.
Bu çapta bir izleme merakı hastalıktır ve sahibine her gün daha büyük yanlışlar yaptırır. Vatandaşa güvensizlikten beslenen evham, yanlış yolda olduğunu bilen baskıcı yönetimlere musallat bir hastalıktır.
Böyle bir ülkede hukukun üstünlüğüne, yargının bağımsızlığına daha fazla saygı göstermek gerekir.
Oysa biliyoruz ki pazar günü bizden “Evet” oyu bekleyen siyasi iktidar, bir kısmı ile yetinmediği için yargının tümünü kontrolü altına almak amacındadır.
Kararsızlara dün gördüğüm bir “hâkim feryadı”ndan daha gerçekçi yardım olamaz.

Bolu Ağır Ceza Hâkimi Çetin Canbazoğlu, Facebook’taki sayfasında “Yapılmak istenen budur” diyerek can alıcı soruları soruyor:

Cevabı siz verin...

“Benim bir hâkim olarak kararlarımı kanuna ve hukuka uygun biçimde vicdanî kanaatlerime göre mi yoksa siyasi iktidara bağlı organ, makam, merci veya kişilerin emir ve talimatlarına göre mi vermemi istersiniz?”
“Suçsuzluğuna inandığım bir sanığı tam beraat ettirmek üzere iken o sırada beni arayan kişinin aksi yönde karar vermemi emir buyurması üzerine içim kan ağlayarak mahkûmiyetine karar vermem hoşunuza gider mi?”
Bu soruları soran hâkim YARSAV
üyesi değil.

Bu konuda tarafsız olamayacağı için kendisine verilen Merkez İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı görevinden affını isteyecek kadar dürüst bir hukuk adamı.
Ülkesine ve mesleğine duyduğu bağlılık ve saygı nedeniyle görev bildiği uyarıyı şöyle tamamlıyor:
“Amaç, bugüne kadar bin türlü hileye, badireye, entrikaya rağmen hâlâ bağımsız kalabilmeyi başarmış olan yüce Türk yargısını idareye bağımlı robot yargı haline dönüştürmektir!”

Sözümü “karar sizin” diyerek bitirmeyeceğim.
“Hâkimin feryadı” pazar günü vereceğimiz oyun sadece bizi ilgilendirmediğini, çocuklarımızın hayatını da etkileyeceğini açıkça anlatıyor.
O nedenle partileri, liderleri unutun, sadece çocukları düşünün ve...

Hayırla anılacak bir seçim yapın!

DİĞER YENİ YAZILAR