Avrupa Birliği’nin 50. kuruluş yıldönümü törenine Türkiye davet edilmedi. Neden?
Çünkü AB’nin dönem başkanı olan Almanya’nın başında bugün, Türkiye’yi birlik dışında tutmaya adeta yemin etmiş ön yargılı, dar ufuklu bir siyasetçi oturuyor.
Başbakan Merkel’in Türkiye’ye karşı tutumu, koltuğuna ısındıkça daha ırkçı ve daha kökten dinci bir çirkinlik kazanıyor.
Bugün yayınlanacak olan Berlin deklarasyonu, geçmişi kutlamak yerine geleceği kurmak amacı gütmeliydi. Öyle olmadı.
Birliğin genişlemesine eğilmediği gibi Türkiye’nin adı bile geçmiyor.
Merkel AB yolunda Türkiye’nin kirveliğini sahiplenmiş bir büyük kimliğini sahiplense buna kimse itiraz edemez, Almanya da global güçler dengesinde önemli bir konuma yükselirdi.
AB’nin 50. kuruluş yıldönümünü bira-sosis partisine çeviren Merkel, AB dönem başkanlığının tarafsızlık gerektiren bir sorumluluk olduğunu unutup Türkiye’nin 50 yıl sonra bile üye olamayacağına dair beyanatlar vermeyi sürdürüyor.
Herhalde Türkiye’ye, evinde zenci muamelesi yaptığı yabancıların geldiği ülke olarak bakıyor.
Eminiz zaman onu da düzeltecektir.
Yeter ki Türkiye’den ona doğru mesajlar verelim, oradaki vatandaşlarımızı bilinçlendirerek misyon sahibi yapalım.
Merkel’e nazire yapan bir teselli haberi dün Fransa’dan geldi. Cumhurbaşkanlığı yarışında Sarkozy’nin en güçlü rakibi olan sosyalist aday Segolene Royal yeni çıkan kitabında zıt mesajlar veriyor:
“Türkiye’nin Avrupalı olamayacağını düşünenlerden asla olmayacağım. Biz bir Hıristiyan Birliği değiliz. Türkiye’nin entegrasyonu Avrupa’ya çok şey katar.”
Türkiye’yi ortadoğuya sabitlemek isteyen Avrupa’daki ırkçı ve dinci takıntılar amaçlarına ulaşabilir mi?
Hayır. Bunu yapabilirse sadece kendi içimizdeki tutucular başarabilir.
Bizim için tarihin akışı da, geleceğin çağrısı da Batı yönündedir.
Medeniyetler barışına duyulan ihtiyaç, siyasal ve ekonomik koşulların dayatacağı mecburiyetler, manşetteki iki kadından güzelini haklı çıkaracaktır!
Arınç ve 2 ihtimal
Meclis Başkanı Arınç, cumhurbaşkanı seçiminde hep hesaba katılması gereken bir kişiydi.
Tabii “risk faktörü” olarak.
Nasıl dört yıl önce AKP lideri Erdoğan Meclis Başkanlığı koltuğuna başka birini düşünmüşken o türban merkezli bir onur kavgası icat ederek makamı kapmış ve herkesi şaşırtmışsa, aynı hüneri Çankaya için de tekrarlayabilir korkusu her yeri sarmıştı.
Belki AKP’nin adayını son ana kadar gizli tutmaya çalışmasının ardındaki sebeplerin başında Arınç’ı kollamak duruyordu.
Bülent Arınç nihayet dün İtalyan televizyonuna cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıkladı.
Şimdi bu durumun ne anlama geldiği ve ne sonuç doğuracağı merak konusu olacaktır. Bizce iki ihtimal var:
1. Arınç, Başbakan’ın aday olma düşüncesini kesinleştirdiğini öğrendiği için bu açıklamayı yapmıştır. Yoksa Erdoğan’ın dışarda kalacağı bir yarış için havlu atmamıştır.
2. Kendisi ile ilgili kaygıların partinin hareket alanını daralttığını görmüş ve Başbakan Erdoğan’a şu mesajı vermiştir:
“Hükümetin başında kalmak istiyorsan kal. Çankaya’ya çıkarmak istediğin arkadaşımızı rahatça seç. Kendini benim için tedbir almak mecburiyetinde hissetme.”
İki durumda da yeni cumhurbaşkanı adayı, beklenenden daha erken ortaya çıkacaktır. Oyun oynama sebeplerinden biri kalktı.
Güzeli haklı
Avrupa Birliği’nin 50. kuruluş yıldönümü törenine Türkiye davet edilmedi. Neden?
Haberin Devamı

