Türkiye'yi en kestirme yoldan turizm kurtaracak. Ama bunu herkesin anlaması gerekiyor.
Anlamak yetmiyor, otelcisinden esnafına ve polisine kadar tüm vatandaşların sorumluluk duygusu ile rol üstlenmeleri gerekiyor.
İngiltere'nin saygın gazetelerinden The Guardian'ın gezi editörü Nick Hall'ün dünkü makalesinde anlattığı "Türkiye macerası" korkarız milyonlarca dolar harcayarak yaptığımız turizm reklâmlarının etkisini yerle bir etmiştir.
İngiliz gazeteci bir bara götürülüyor, kazıklandığını hissedince hesaba itiraz ediyor. Bellerindeki silâhları teşhir eden sekiz iri yarı adam küçük bir büroya çektikleri gazetecinin kredi kartlarını kopyalayıp cebindeki tüm parayı alıyor.
Nick Hall'ün yazdığına göre polis aşamasında durum daha da kötüleşiyor:
"Bana paranın ancak yarısını alabileceğimi söylediler. Tahmin ediyorum diğer yarısının kendi paylarına düştüğüne karar verdiler!"
Gün doğarken Sultanahmet'teki oteline dönen gazeteci, kredi kartlarını iptal ettirmeyi akıl ediyor. Ama hiçbir otel görevlisini, lobideki telefonu kullandırmaya ikna edemiyor.
Yazının finali bir felâket:
"Ertesi gün Boğaz'ı gören bir restoranda kızarmış midye yedim. İki kıtanın ve kültürlerin birleştiği bu kentin tadını çıkarmaya çalışırken bile birilerinin beni dolandırmaya çalıştığı korkusundan kurtulamadım.."
Bütün bunlar bir ihanet zinciridir.
Esnaf, polis ve otelci motiflerinden oluşmuş bu öykü, zebanilere teslim olmuş bir cennet görüntüsü sergiliyor.
Bu ülkenin işsiz gençleri her yıl "turizm patlayacak" umudu ile yaşıyorlar.
Ama yazık ki sadece kendi elimizle kendi kurtuluş yolumuza koyduğumuz dinamitler patlıyor!
Hastane reformu!
Vakıf Gureba'da çalışan bir uzman hekim bana bir mektup yazmış.
Asıl Başbakan okumalı:
"Bugüne kadar özel sektörde hiç çalışmadım. Hiçbir hastadan da para almadım. Maaşımla güçlükle geçiniyorum. Tek kazancım fakir fukaranın dualarıydı.
Son üç günde aldığım beddualar ise beni çıldırtacak noktaya geldi. Hepsini (SSK ve devlet hastanelerini birleştiren) bu reformu yapanlara havale ediyorum.
Eskiden hastaya bakar reçetemi yazardım. Şimdi 5 tane evrak doldurmak zorundayım. Bilgisayar gelecek, yardımcı personel verilecek dediler. İkisi de yok ve hastalar her şeyden bizi sorumlu tutuyorlar.
Bu mu sağlık devrimi?
Sonunda bunlar 'sağlığın ticareti olmaz' diyen benim gibi doktorları devletin hastanelerinden kaçıracaklar. O zaman ne mi olur?
'Hastanesiz devlet' reformu gerçekleşir, parası olmayanlar da ölür.."
Başbakan acele tedbir almalıdır.
Hastalardan sabır göstermelerini istemek büyük bir gaftı!
Güvensiz cennet
Türkiye'yi en kestirme yoldan turizm kurtaracak. Ama bunu herkesin anlaması gerekiyor
Haberin Devamı

